Meclis'te muhalefet olmasın özellikle teşvik ediyordu.
"Meclis'i oyun olsun diye mi kurduk? Bilakis, fikir ve kanaatlerini açıkça söylesinler diye kurduk, elbette tenkit edecekler, tenkit de vazifedir, niçin sinirleniyorsunuz, yoksa kendinizden emin değil misiniz, icraatınızda
müdafaa edemeyeceğiniz noktalar mı var?" diyordu.
Sivas'a gelir gelmez maiyetinde görev yapan Hacı Derviș'i çarşıya göndermis, büyükçe bir defter aldırmıştı.
Kongre vesilesiyle yapılan masrafları, harcanan paraları kuruşu kuruşunayazdırıyordu.
Bir gün Hacı Derviş dayanamadı..
"Pașam bu hengamede kim hesap soracak" dedi.
Mustafa Kemaľ'in cevabı ibretlikti.
"Gün gelir, millet benden de başkasından da tek tek hesap sorar, biz bugün hesabımızı eksiksiz yazalım, millet
de yarın parasının nereye harcandığını bilsin" dedi.
"O ne?"
Joshua duraksadı ve omzunun üzerinden bana meraklı bakışlarla karşılık verdi.
"Daha önce hiç MP3 çalar görmedin mi?
" Ne görmedim mi?" Sesimde savunmaya hazır bir tonlama vardı. "1999'da öldüm ya ben, hatırladın mı?"