Nasıl güzel bir kitapsın sen... Büyümüş de küçülmüş düşüncelerin izlerini sürdürdün bize Zeynep'in, Ahmet'in mektuplarında... Ankara İstanbul arası gittik geldik güle oynaya, kahkalar eşliğinde... Sonra bir dur ama dedin bize, tamam komik ama gör işte aileleri, öğretmenleri, akrabaları... Gör büyükleri küçüklerin dünyasından... Baktık anladık ama yine de büyük olmaya devam ettik... Babalar hep birinci...
.
Vicdan azabını sorgulattın, sözde memleketini sevenleri gösterdin bize... Sistemin aksayan tarafından topallaya topallaya yürüdük. Aman harflere basma!
.
Arkadaşını satmayanı da gördük, alay ettikleri kekeme çocuğun büyük hünerini de... Peki neden kekeme oldu ki o çocuk?... İsmin hâllerini de öğrendik... Verilen cümledeki ev ne halde sorusunun yanıtını da... "i" halindeydi ev evet ama iyi değildi
.
Sonra aaa bu Hababam Sınıfı dedirttin... Velhasıl düşündürttün iki kahkaha arası... Armut dibine düşer oldu özeti... İşte öyle güzel bir kitapsın sen Aziz Nesin'in elinden...
Bir insanın eğitiminin okuldan sonra, hatta üniversiteden sonra bile bittiğini düşünmekten çok uzağım. Sadece gençler için değil aynı zamanda yetişkinler için de devam okulları olmalı. Şu an insanları sadece bir yaşam kazanıp evlenebilecekleri noktaya kadar eğitiyoruz; sonra sanki tam bir zihinsel donanım kazanılmış gibi eğitim tamamen duruyor. Yaşamın geriye kalan tüm karmaşık problemlerinin çözümü bireyin sağduyusu ve cehaletine bırakılıyor. Düşüncesiz ve mutsuz sayısız evlilik, sayısız hayal kırıklığı tamamen bu yetişkin eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu yüzden çok sayıda erkek ve kadın tüm yaşamlarını en önemli şeylerden tam anlamıyla cahil kalarak harcıyorlar.