"Gün ışığını hiç görmemiş köre,doğanın ezgilerini hiç dinlemeyen sâğıra,ruhunun sesini hiçbir zaman dile getirememiş ahmağa üzülüyorsunuz da,edep gibi yalancılıktan bir bahaneyle,mutsuz dertli kadını deli eden,elinde olmadan iyiyi görmesini,Tanrı'yı duymasını,inancın ve aşkın saf dilini konuşmasını engelleyen bu gönül körlüğüne,bu ruh sağırlığına,bu bilincin dilsizliğine üzülmek istemiyosunuz..."
"Ve geleceğe doğru nasıl adım atacağımı düşüneceğim yerde, geçmişte beni bir süre etkisinde sürükleyen ve sonra bir kenara fırlayan o kasırganın, hala taptaze olan duyguların, izlenimlerin etkisi altında yaşıyorum."