Yılmaz

Ama o gecikmişlik hissi ya da kötüsü, gelmemesi gereken yere gelmiş bulunmak yok mu, kendimi bundan nasıl kurtaracağımı bilemez, zaten de kurtaramazdım. Kurtuluş yoktu da son vardı, vardı da nerdeydi, işte bir perişanlıkla anca bunu beklerdim.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Reklam
Dünya, üzerinde sürülen bir hayat ya da bu sürülmüş olanın izinden gitme serencamıydı. Gidilen yol ve sürülmüş yer ne kadar belli ise talibi o kadar çok, ama gerçek talibi ve tozutulup bozulmuş izi bulup yeni iz meydana getirebilecek olan da o kadar azdı.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Umduğun inceliğe inmiyorsa söz Çekil suskunluğun tüneklerine Ucuz etme anlamı. Böyle zamanlarda insan Çokluk yalnız kalmalı. Sevgisiz seslerde çevren çiğ Uysan uzaklaşırsın kendi özünden Dirensen günün karanlık Bu yüzdendir gecelerin güzelliği Geceler aydınlık. Al getir kendi derinliklerine Ufuksuz sularda duran gemini Getir ki sabaha çok var. Hem bakarsın gecelerin koynundan Bir binen çıkar.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Şiir

Yılmaz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
9 günde okudu
·
2022 7. kitabı
Bilge Karasu
7.9/10 · 2.846 okunma
Sıfır “o kadar çok şey geçti ki gözlerimizin önünden sonunda hiçbir şey göremez olduk.” Biz de sevgili seferis, biz de Güdük bir yaşamı benimsedik sonunda Güdük ve tekdüze. Güne yeniliksiz başlıyoruz her sabah, Aynı kör aynasında küflü alışkanlıkların, Süsleyip saklayarak sıkıntılarımızı –kendimizden bile- Düşüyoruz ömrümüzün o ölü çizgisine. Duyarsız,devinimsiz,umutsuz,güne heyecansız başlıyoruz. Duymadan dinleyip anlamadan konuşuyoruz. Hepimiz ayrı ayrı kendi kıyılarında Öyle kolay anlaşıyoruz ki… Bir ayrılığı kalmadı düşüncelerimizin, İncelik adına kimi, çoğu korkudan Ustaca düzenledik duygularımızı; Anılar acı vermiyor artık, bizi biz eden değerler yıkıntısında onursuz oturuyoruz. Eskimiş eşyalarız yeri hiç değişmeyen Yalnızlığı çağrıştırıp yılgınlığı biçimleyen. Şükrü Erbaş
Şiir
Reklam