Yeni Bir Perspektif, Aynı Karanlık; Silo serisinin ikinci kitabı “Vardiya”
ilk kitapta tanık olduğumuz distopyanın arka planını adım adım aydınlatıyor. Siloların neden inşa edildiği ve mimar Donald’ın birçok gerçekten bihaber olması ve zamanla aydınlanması, ancak bu aydınlanmanın bir umut değil, daha çok karanlığın anatomisini çıkarma çabası.
Kitabın merkezinde yer alan vardiya kavramı yalnızca zaman dilimlerini değil, bilinç halleri arasındaki geçişi de simgeliyor. Bu bağlamda “uykuda tutulanlar” ve “uyandırılanlar” arasındaki etik ikilem ve iktidar oyunu çarpıcı bir şekilde resmediliyor. Vardiya sistemi, Orwellvari bir itaat düzeni kurarken, aynı zamanda Tanrıcılık oynayan devlet mekanizmalarının da alegorisi gibi.
Gerçeklik üzerindeki kontrolümüzün nasıl sabote edildiğini bize anlatan bir olay örgüsü gördüm bu kitapda. Hikayenin derinlerine inip Jimmy’nin nasıl hayatta kaldığıyla ilgili bilinmezlikleri ortadan kaldırdı. Kafamdaki soru işaretlerini birer birer giderirken yerine yenilerini de bırakmayı ihmal etmedi. Okuyanlar bana katılır mı bilmem ama anlamsal olarak hikayeden kopuk noktalar gördüm ikinci kitapda. Bu belki diziyi izleyip onunla bağdaştıramadığım noktalardan, belki de çevirinin kalitesinden dolayı bendeki baskısı bulmaca gibiydi resmen. VardiyaHugh Howey
Nietzsche’nin İyinin ve Kötünün Ötesinde adlı kitabı, herkesin eline alabileceği ama çok az insanın gerçekten içine girebileceği bir eser. Kitap boyunca hissedilen o sert, kimi zaman saldırgan üslup aslında bir çağrının değil, bir elemenin sesi gibi. “Bağımsız olmak çok azların meselesidir; güçlülerin ayrıcalığıdır” cümlesi, bunu en iyi özetleyen satır olabilir. Sayfalarca alıntı yazabileceğim bu eserinde Nietzsche; “herkesin anlayabileceği, herkesin hoşlanabileceği fikirler zaten değersizdir. Çünkü halkın değdiği her yer,“pis kokar.””der.
Gençliği sahte ve aldatıcı bulması beni oldukça etkiledi. Ona göre gençliğin o öfkeli coşkusu, dünyayı olduğu gibi görmek yerine eğip bükmek ister. Gerçek huzur ise, ancak bu çarpıtmalardan vazgeçildiğinde mümkün olur. Bu düşünce, insanın olgunlaştıkça daha sade ama daha derin bir görme biçimi geliştirdiğini hissediyor. Bilgi ona göre kitaplardan değil, yaşanan acılardan, çatışmalardan ve yalnızlıktan çıkar.
Elbette kitapta sert, hatta tartışmalı ifadeler de var. Ama Nietzsche’nin amacı rahatlatmak değil; dürtmek, sarsmak ve düşünceye zorlamaktır. Bu nedenle kitap, birçok şeyi mesafeli ve seçkin bir yerden tanımlar.
İyinin ve Kötünün Ötesinde, anlaşılmak isteyen değil, kendi sesini arayan bir zihne yazılmış bir kitap. Nietzsche burada filozof değil, bir aynadır. Ve bu ayna, sadece bakmaya cesaret edenlere bir şey gösterir.
İyinin ve Kötünün ÖtesindeFriedrich Nietzsche