Çağlar çelebi

Çağlar çelebi
@Yamasut

Çağlar çelebi

, bir kitap okudu
8/10
·112 syf.··
2025 13. kitabı
Antoine de Saint-Exupéry
8.8/10 · 280,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·86 syf.··
2025 12. kitabı
Altı kısa hikaye var ve olaylar uzatmadan, hızlı bir şekilde anlatılıyor. İncil’in ayetlerine atıf var. Her hikayede bir mesaj var; 1. Sevgi ve merhametle yaşa. 2. Küçük sorunları büyümeden çöz. 3. Kötülüklere kötülükle karşılık verme. 4. Çocuklar gibi barışın. 5. Hep fazlasını istemek aç gözlüktür, istenen toprak dahi olsa. 6. Mal çokluğu sıkıntıdır, minimal yaşam mutluluktur. Marcus Aurelius'un Kendime Düşünceler kitabında olduğu gibi, bu kitap da; yazıldığı çağa göre muhteşem, günümüzde ise bilindik. Kitaptan bana kalanlar; -İnsan ana, babasız yaşar, tanrısız yaşayamaz. -Tanrı da bana şöyle dedi: Git kadının ruhunu al, sonra da şu üç kelamımı öğren: insanda ne var? İnsana ne verilmemiştir? İnsan neyle yaşar? Bunları öğrenince yine göğe döneceksin. Deminkinin yüzünde ölüm vardı, oysa şimdiki capcanlıydı ve tanrı seçilebiliyordu bu yüzden. Yanıma yaklaştı, beni giydirip evine götürdü. Eve vardığımızda bizi karşılamaya bir kadın çıktı ve konuşmaya başladı. Kadın adamdan daha korkunçtu, ağzından ölüm havası esiyordu ve bu koku nefesimi kesiyordu. Beni kovmak, soğuğa atmak istiyordu, bense kovulursam öleceğimi biliyordum. Sonra kocası ona Tanrı’yı hatırlattı ve kadında birden değişiverdi. Yemek verirken bana baktı, ben de ona, artık ölüm yoktu kadında, capcanlı görünüyordu ve ben de onda Tanrı’yı tanıdım. O anda tanrının ilk kelamını hatırladım: insanda ne var öğren? İnsanda sevgi olduğunu anlamıştım. İnsana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemişti. O anne çocuklarının yaşaması için niye ihtiyaçları olduğunu bilmiyordu. Zengin adamın da haberi yoktu niye ihtiyacı olduğundan. Hiçbir insan akşama çizmeye mi, yoksa ölü terliğine mi ihtiyacı olacağını bilemez. İnsanlar sadece kendi hayatları için kaygılandıkları, kendilerini kolladıkları için
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,5bin okunma
8/10
·378 syf.··
2025 11. kitabı
1950 yıllarının Adanasında bir ailenin geçim sıkıntısını, hayat mücadelesini anlatıyor kitap. Yerel şiveyle yazılmış, daha önce hiç duymadığımız deyimler de var. Hayallerle, umutlarla hızlı çok hızlı değişen düşünceler, planlar. En büyük dedeleri zamanında çok zengin tarla sahibiymiş, Topal Eskici babaları ise şimdi ayakkabı tamirhanesi var. Aile içinde çatışma anlaşmazlıklar var, herkes kendi küçük çıkarını düşünüyor. Babalarının akşamcı oluşu, küçük oğlunun okuldan alınıp babasının yanında çalıştırılması sonucu dükkandan ayrılıp kendi işini kurma hayali, büyük oğlun babasının dükkanında artık istenmemesi ve üç çocukla geçim sıkıntısıyla imalathane açma isteği, kızları Zeliha'nın bunları umursamaz hali ve evlenip kendi yuvasını kurma isteği, annelerinin kolu komşuya karşı rezil olmama, kendilerini gösterme çabaları. Ama çağ değişmişti, zaman fabrikada işçi olma zamanıydı. Ne tarlanın, ne küçük esnafın zamanı değildi. Not : Önceleri Alman malı modaymış sonra Amerikan malları moda olmuş. Bu büyük ihtimalle 1947 den 1950’ye kadar uzanan Amerika Türkiye arasındaki anlaşmalardan kaynaklı. Zaten de ülkeyi yabancıya bağımlı hale getiren sistem o zaman başlamış. Kitaptan bana kalanlar; -Kulun emeği Tanrının yanında hiçbir zaman kaybolmaz. -1948’lerde işler bozuldukça bozuldu. Artık ne Alman, ne de Almanın palasını sallayanlar. Bir Amerikancılıktır başlamıştı. -Eri, küçük tanrısıydı hani bir avradın. -Kafasından babasının ölüsü geçti, içi titredi. Ölmemeliydi. -Allah diyen hiçbir şeyden geri kalmaz. -Küllü muzırrün yuktel.(bütün zararlılar(arı) katledilebilir) -Bugün, yarın, öbür gün Zeliha'nın kocası olarak temelli girecekti o eve. Üstü başı tertemiz yıkanacak, pazar günleri ütülü giysisi sırtında, boynunda kravatı, kolunda karısı, tutacaktı Adanalılar gibi
Eskici ve OğullarıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20218,5bin okunma
8/10
·779 syf.··
2025 10. kitabı
Romanda ana karakter Prens Mışkin. İyi, kuşkucu, temiz yürekli, beyefendi, insan ruhunu okuyan, bağışlayan, şüpheci, parasını paylaşmaktan çekinmeyen biri. İyi niyetli, “modern” çağa göre budala biri, bunun bir nedeni de epilepsi hastası olması. Budalaydı çünkü kötü insanlarla arkadaşlık ediyordu aynı zamanda ve ne yaşansa hep kendini suçlu buluyordu. Davranışları alaya alınan, çevresinin kötülüklerine karşı aciz kalan biri. İki aile var, babaları asker. General Yepançin, eşi ve üç kızı(en küçükleri, en güzeli Aglaya). General İvolgin, eşi ve 2 oğlu, bir kızı. Ayrıca zengin birkaç kişi de var romanda. Ve Nastasya Filippovna; güzel, herkes ona aşık. Sınıfsal, sahte hayatların yaşandığı bir dönem de geçiyor roman. Çok uzun bir roman ama okurken hiç sıkılmıyorsun. Anlaşılır, temiz cümleler kullanılmış. Yaşanan önemli olaylar bir cümlede, düşünceler ise sayfalarca anlatılıyor. Yazar insanların kişiliklerinin, düşüncelerinin derinliklerine iniyor (Günümüzde tabii kimse bu kadar derin düşünmüyor. Detaycı, mükemmeliyetçi ben bile). Romanı dışardan birinin ağzından dinliyoruz. Kitabın 14. bölümünde herkesin hayatında yaptığı en kötü şeyi anlatması enteresan. Zavallı köylü kızı Mari'nin anlatıldığı bölüm çok duygusal. Tefecilik çok yaygın. Birilerinin evinde herkesin toplanması ve birbirlerine karşı laf atmalar, eğlenceler, çatışmalar. Sosyalleşmek öyleymiş o zamanlarda demek ki. Çoğunlukta olan sıradan insanların sıradanlıktan kurtulma çabaları var. General İvolgin’nin Napoleon ile anısı ilginçti. Napoleon’un çocuk yaşta İvolgin’e sorması, İvolgin'nin evinize dönün deyip Fransa’nın Rusya’dan çekilmesi. Doğruysa tabii. Mışkin gibi gerçekten iyi, ideal biri, bu dünyada güzel bir hayat yaşayabilir mi, muvaffak olabilir mi? Özellikle bencilliğe karşı. Ve eş
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma