Çağlar çelebi

Çağlar çelebi
@Yamasut

Çağlar çelebi

, bir kitap okudu
8/10
·112 syf.··
2025 16. kitabı
Albert Camus
7.9/10 · 137,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·416 syf.··
2025 15. kitabı
Hikaye İstanbul'da, aynı çatı altında yaşayan üç kardeş; Samim, Besim ve Mefharet; Mefharetin kızı Selmin ve Selmin'in arkadaşı Meral ve onun ailesi arasında geçiyor. Besim esprili, alaycı biri. Güzel komik tavırları ve sözleri var. Ana karakter Samim, felsefe öğretmeni, derin, düşünür. Ve aşkı Meral. Meral hep ikilemde kalan biri. Birinci ve ikinci modu, halleri olan biri. Birinci Meral doğulu, ahlaklı, edepli, içedönük, duygusal ve vicdanlı. İkinci Meral ise batılı, hazlı, dışa dönük, materyalist ve bencil. Romanda Samim'in günlük notlarındaki derin aşkı bir başka güzel. Samim’in konuşmaları derin ve anlaşılması zor, ne de olsa emekli felsefe öğretmeni. Yazarın Simeranya (gerçekte olmayan Samim'in kafasındaki ideal dünya) kurgusu çok başarılı. Yine Samim’in Meral'in yalanını yakalamasından sonra evde tek başına Meral’in hayaliyle tartışması ilginçti. Kitabın sonları daha akıcı, heyecanlı. Romanın adı yalnızız. Çünkü her hâlükârda insan yalnızdır. Çünkü bir şekilde hiç kimse hiç kimseye tam benzemez ve tam anlayamaz. İnsanı yeri gelir eşi ve arkadaşı anlamaz. Her insanda iki ayrı “ben” vardır. Bunun güzel anlatıyor roman, özellikle Meral üzerinden. İnsan toplum içinde yaşasa da kendi içinde hep yalnız bir varlıktır. İç çatışmalarıyla, ahlak değerleriyle, modern toplumda bocalamalarıyla... Romandan bana kalanlar; -Besim yeşil zeytin tabağını ona doğru sürdü. Şimdilik insanı bundan başka bu eve bağlayan lezzet yok. -Sen çekil, ciddi bir adam gelsin. Ismarlayayım. O gelinceye kadar hazırda ben varım. -Mefharet, önündeki masanın üstünde duran sigara tablasını lüzumsuz yere eline aldı, havaya kaldırdı, mermer merdivenlere fırlatacakmış hissini veren bir tereddütten sonra tekrar yerine koydu. Seninle konuşulmaz dedi. Besim, büyük bir tehlike
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,3bin okunma
8/10
·152 syf.··
2025 14. kitabı
İnsanların baskılarından bunalan hayvanlar ayaklanma ile çiftliği ele geçiriyorlar. Yeni yönetimin başı Napolyon domuz oluyor. Çiftlikte çok çalışan atlar, her söyleneni kabul eden koyunlar, lideri koruyan köpekler ve uzun yaşayan bilge eşek var. Tabi kitapta asıl anlatılmak istenen siyaset. Özgürlük adına başa geçenler, zamanla güç zehirlenmesiyle öncekilerden daha baskıcı oluyorlar. Zenginleşme, safahat, ayaklanma, muhalifin yok edilmesi, kötü giden her şeyin saklanması ve sorumlusunun dışardan biri gösterilmesi, düşmanla işbirliği yapması, kendinden önceki kötülere benzeme ve taklit etme gibi pis siyaset kitapta anlatılıyor. Kitap bir sözü hatırlattı bana. Politikacılar ve avukatlar sizin adınıza çalışır ama aslında kendileri için çalışırlar. Kitaptan bana kalanlar; -Bu kadar süt ne olacak? Diye soracak oldu. Napolyon, kovaları önüne geçerek, sütü kafanıza takmayın, yoldaşlar diye bağırdı. Gereği yapılır, merak etmeyin. Hasat daha önemli. Akşam geri döndüklerinde, sütlerin ortadan kaybolmuş olduğunu fark edeceklerdi. -Bu elmalara el koymamızın tek bir amacı var, o da sağlığımızı korumak. Sütte ve elma da domuzların sağlığı açısından kesinlikle gerekli olan bazı maddeler var. Bilim bunun kanıtlamıştır, yoldaşlar. Biz domuzlar düşün emekçisiyiz. Bu çiftliğin tüm yönetim ve düzeninden bir sorumluyuz. Gecemizi gündüzümüze katarak, sizin sağlığınızı koruyoruz. Bu sütleri sizin uğrunuza içiyor, bu elmaları sizin uğurunuza yiyoruz. Biz domuzlar görevimizi gereğince yerine getirmezsek ne olur, biliyor musunuz? Jones geri gelir! -Hayvanlar bir Napolyon’a, bir Snowball’a kulak veriyorlar, ama hangisinin haklı olduğu konusunda bir türlü karara varamıyorlardı. Daha doğrusu, o sırada kim konuşuyorsa ona hak veriyorlardı. -Olup bitenleri kafasında evirip çeviren
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,8bin okunma
8/10
·112 syf.··
2025 13. kitabı
Bir pilot uçağı arıza yapıyor, çöle düşüyor. Prens de yıldızların birinden çöle geliyor. Kitap prensin, pilota anlattığı hikayelerden oluşuyor. Ama tabi bunlar yazar açısından tamamen metafor. Kitap aslında çocuklukta sahip olunan fakat yetişkinlikte unutulan değerleri anlatıyor. Sevgi, emek, sorumluluk, bağ kurmak, ruh, hayal gücü, dostluk, sadakat, masumiyet gibi daha çok gözle görülmeyen şeylerin önemini anlatıyor. Kitaptan bana kalanlar; -İnsan bu kadar üzgün olunca gün batımlarını seviyor. -Kişinin kendi kendini yargılaması, bir başkasını yargılamasından çok daha zordur. Eğer kendi kendini yargılamayı becere biliyorsan, bilgeliğe ulaşmışsın demektir. -Kendini beğenmiş insanlar övgülerden başka bir şey duymazlar. -Bağ kurmak mı? Kesinlikle, değdi tilki. Örneğin sen benim için şu an, etraftaki yüz bin küçük oğlan çocuğuna tıpatıp benzeyen herhangi bir çocuksun. Sana ihtiyacım da yok. Senin de bana ihtiyacın yok. Ben de şu an senin için diğer yüz bin tilkiden farksızım. Ama beni evcilleştirirsen eğer, o zaman birbirimize ihtiyacımız olur. Sen benim için bu dünyada bir eşi daha olmayan biri olursun. Ben de senin için için eşsiz, benzersiz olurum. -Bir dost istiyorsan beni evcilleştir Peki ne yapmam gerekiyor? Diye sordu küçük prens. Çok sabırlı olman lazım, dedi tilki. Alışkanlık yaratmak gerekir. -En iyi yüreğiyle görebilir insan. Esas görülmesi gerekeni gözler göremez. -Gülünü senin için bu denli önemli kılan, onun için harcamış olduğun zamandır. Evcilleştirdiğimiz şeyin sorumluluğu sonsuza dek bize aittir. Sen gülünden sorumlusun. -Hiç kimse bulunduğu yerden mutlu olmaz, dedi makasçı. -Güzel olan gözle görülmeyen şeyler. Esas önemli olan gözde görülmüyor. -Bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar ve yine de aradıklarını bulamıyorlar. Oysa aradıkları tek
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280,3bin okunma