DiyoJen

DiyoJen
okuma yazmam var
Mandariinid
Şaşırmasana! Hala verdiği sözü tutan insanlar var.
Film
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İhtiyacın olan her şey lükstür ve yüktür...
9/10
·192 syf.··
2019 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2019 02:09
Hepimiz her sabah ev dediğimiz bir prizmadan çıkar, gitmek istediğimiz yere ulaşmak için kare, dikdörtgen başka bir prizmaya biner ve başka iş dediğimiz bir prizmaya ulaşmaya çalışırız. Bilinçli ya da istemeyerek koşullandırılmışızdır artık günlük iş ritüellerini yerine getirmek için. Sabah erken kalktığımız için yüzümüz asık ve donuktur, akşam eve dönerken argın ve yılgınızdır. Daha iyi yaşayabilmek için daha çok kazanmaya çalışırız, ama asla yeteri kadar kazanamaz ve ileri ki dönemlerin hayallerini kurarız. Lakin döndüğümüz yer yine bir prizmadır. 21. yüzyıl insanı geleceğin kâhinidir, neden mi? 30 yaşındaki memura 40 yaşında ne yapıyor olabileceğini söyleyebilirim. Çünkü o kadar monoton bir hayatın bireyleriz. “...kişinin tecrübe edeceği şey nihayetinde hep kendidir. #Nietzsche” (Alıntı #48614723 ) Köyden şehre gelmek bir kurtuluş olarak görünen bir dönemde şehirden köye dönmenin imkânsızlığını tadan birçok birey vardır. Şehirleşmenin de hızla ilerlemesi, toplu taşımaların artışı, ticari taksilerin çoğalması ve hepimizin yıllarını vererek aldığımız son model arabaları ayaklarımızın değerini öldürmekten başka bir şeye yaramamaktadır. 15-20 sene evvel bir toplu taşıma aracına binmek için yürünen 20 dakikalık mesafelerimiz 1 dakikaya indirgenmiştir. Sözde hizmet olan bu belediyecilik tutumu aslında kendi uyruğuna yapılmış zulümdür. Aceleci hallerimiz sadece bir koşuşturma sürekliliği yaratmaktadır. İşe yetiş, otobüse yetiş, yemeğe yetiş, eve yetiş derken düşünmek için bize bırakılan zaman hiç olmadığı kadar azalmış ve bu ulaşım yakınlığı sayesinde ise kökten silinmiştir. En son ne zaman yumuşak bir toprağa ayak bastığınızı hatırlayın, oradaki dinginliği, huzuru ve hiçliği düşünün. Nasılda bu sensin değil mi? Uzunca bir ufuğa gözlerini
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Yürümek Yalnızca Spor Değildir!
9/10
·192 syf.·
2017 395. kitabı
Takip eden arkadaşlarım bilir inceleme yazmıyorum artık ama bu kitabi doğru ifade ettiğini düşündüğüm Emre Erez'in yazısını ilistiriyorum okumak isteyenlere. Çoğunluğumuz şehirlerde yaşıyoruz. Her gün bir yerlere yetişme telaşıyla, hızlı, saate hapsolmuş bir yaşama mahkûm edilmiş durumdayız. Etrafımızı kuşatan binalardan gökyüzünü görmek için çaba harcamak zorunda kalıyoruz neredeyse. Ormanlar, tepeler, kırlar resimlerde hayranlık duyarak izlediğimiz uzak temsillere dönüştü. Doğadan uzaklaştıkça pek çok şeyi unuttuk. Unuttuklarımız içerisinde bir şey daha var ki o da yürümek. Elbette yürümeye devam ediyoruz ancak hep bir yere ulaşma kaygısıyla, doğanın, güneşin, bulutların farkında olmadan. Doğa ile ilişkimiz turistik gezilerle, biçimli park ve bahçelerle, beton yollarla çizilmiş sınırlarla belirlenmiş durumda. Yani yürümeye çalışsak bile özgür değiliz. Frédéric Gros’un “Yürümenin Felsefesi” adlı kitabını okurken fark ettiğim birkaç şeydi bu bahsettiklerim. Kolektif Kitap tarafından basılan metin yürümek üzerine felsefi bir değerlendirme sunuyor. Kitap, Nietzsche, Rimbaud, Rousseau, Nerval, Thoreau gibi isimlerin yürüyüş ile kurdukları ilişkiyi düşünceleri ve yaşama bakışlarıyla birlikte değerlendirmeye çalışırken; aylaklar, göçebeler, mülteciler, hacılar kısaca yollarda olanlara dair “yürümenin felsefesi” üzerinden bir bakış açısı getiriyor. Gandi ile de yürümenin nasıl bir direniş biçimi hâline gelebildiğini bize hatırlatıyor. Yürümek spor değildir diye başlamış Gros, çünkü ona göre sporda; rekabet, puan, kurallar, teknik terimler var. Spor disipline eder, para ile ilişkilidir. Tüketim kültürünün bir parçasıdır. Oysa yürümek için bunlara ihtiyaç yoktur. İki ayağımızın olması yeterlidir. Yürümek yavaşça gerçekleşen bir eylemdir. Yazarın söylediği gibi, eğer hızlı
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Anlamayız hayatı felsefeyle, ilimle; Hayat çelik ellerle atılan zar olmalı. Rahat yatakta ölmek acap olmaz mı çile? Kanlı sınır boyları bize mezar olmalı. Âşık nasıl bulursa iç açan bir serin su Sevdiği bir güzelin som yalaz dudağında, Sönecektir bizim de gönlümüzün tamusu Tanrıların gezdiği yüce Tanrı Dağında.
Sayfa 7 - ÖTÜKEN / Yakarış I
Şiir