Bizim çocuklarımız da, gelişmiş ülkelerdeki çocuklar gibi mutlu olmaya, gelişmeye, Tanrı’nın götür verdiği aklı kullanmaya layıklar. Biz büyükler onları buluyor ve gelişmelerini önlüyoruz
Oysa ben ve abim o yıllarda sermayenin tekelleşmemesine karşıydık. Biz sermayenin tabana, yani halka yayılması gerektiğini savunuyorduk. 300 liranın hepsini bakkala vermektense 250 lirasını toptancıya, 50 lirasını da arabacıya vererek siyasi hareketimizin ilk pratik eylemini gerçekleştirmiştik.
Sabaha, neredeyse gün doğana kadar Fırat’la bunun üzerine konuştuk. Hayatımızı, ilişkimizi, aşkımızdan geriye kalmış hayaleti, girdiğimiz açmazın boğuculuğunu, dönüşün mümkün olup olmadığını, bankadaki servetimizin yitirdiğimiz aşktan kalan devasa boşluğu doldurup dolduramayacağını…