Kitap yorumlarımı görmek için beni Şükran Bakal instagram sayfasından takip edebilirsiniz.
Amazonda senelerce CEO Jeff Bezos’la birlikte yönetici olarak görev yapan yazar John Rossman , Amazon kitabında bize Jeff Bezos’u, Bezos’un yöneticiliğini , Amazonun işleyişini sahip olduğu ilkeleri ve orada yaşadıklarını kendi bakış açısıyla aktarıyor. Bu sayede Bezos’un gözünden girişimcilik , liderlik , meraklılık , şeffaflık , müşteri , netlik , ileri görüşlülük , yenilikçilik , sorumluluk , tutumluluk , selfservis , rekabet vs. kavramların önemini açıklamış Amazon’u başarıya taşıyan 14 ilke kısaca özetlenmiştir.
Okurken biraz sıkıldım çünkü bunlar benim nerede işime yarayacak diye düşündüm ama asla kötü bir kitap değildi. Eğer bir şirket kuracak olsam bu maddeleri dikkate alır ve bir çoğunuda uygulardım.
Kitap yorumlarımı görmek için beni Şükran Bakal instagram sayfasından takip edebilirsiniz.
Sonunda bitirebildim. Kitap bittikten sonra 'Yaşasın sonunda bitti.' oldu. Kitap soru-cevap şeklinde ilerliyor açıkcası çokta sıkıcı ilerlemedi.
İlber Ortaylı’nın diğer kitaplarını falan severim zaten onun bilgi ve kültür seviyesini yorumlayacak , söz söyleyecek seviyede değilim.
Kitapta 'Herkes hukukçu olacak diye bir şey yok.Bizim muslukçuya da ihtiyacımız var.Hatta bir muslukçu bazen bir hukukçudan daha faydalı olabilir.' yazmıştı mesela. Ama kitaptakiler bir muslukçuya değil bir hukukçuya daha doğrusu zengin kesime kitap ediyor.
Genel olarak şu ülkeri gezin , şu ülkedeki operalara , şu ülkedeki tiyatrolara gidin demiş. Tamam biz de bunları yapmak isteriz de... Acaba o söylediklerini bu ülkedeki gençlerin yüzde kaçı yapabilir ?
Tabi faydalı , herkesin yararlanabileceği tavsiyelerde vardı. Kitap , müzik , filmler hakkında yaptığı tavsiyeler ya da hayatla ilgili yaptığı tavsiyeler...
Bir de sürekli dil öğrenmenin üzerinde durulmuş , kendi ülkemiz haricinde her ülke övülmüş falan. Verilen bu tavsiyeleri yapabilmek için öncelikle maddi imkanların iyi olması gerekir.
Lafı daha fazla uzatmadan sonuca gelelim. Bir gün kitapta yazılanları yapabilecek kadar zengin olursam kitabı tekrar ve daha dikkatli okurum.
Kitap yorumlarımı görmek için beni Şükran Bakal instagram sayfasından takip edebilirsiniz.
Orijinal adı Brave New World olan Cesur Yeni Dünya ilk olarak 1932’de yayımlandı. Kitap , Shakespeare’in Fırtına eserinde geçen bir konuşmadan ismini almaktadır. Shakespeare’in zamanında 'brave' kelimesi 'güzel' anlamına geliyordu , yani asıl manası Güzel Yeni Dünya’dır.
Diğer bir bilgi ise ; Yeni dünyadaki 10 önemli kişiden biri olan Batı Avrupa Dünya Denetçisi karakterinin ismi Mustafa Mond’dur. Ve karakterde ki 'Mustafa' isminin Mustafa Kemal Atatürk’ten geldiği iddia edilmektedir.
Yorumuma gelecek olursak ; O nasıl bir öngörürü arkadaş !! Huxley bu romanı 1932 de yazmış. Romanda Cesur Yeni Dünyayı kurgulamış. Bulunduğumuz çağın bile çok ötesinde olan bir kurgu dünya yaratmış kitabında.
Yoksulluk savaş gibi olgular kalkmıştır buna karşın aile , felsefe , sanat kavramlarıda ortadan kalkmıştır. Yani günümüzde var olan kavramlar gelenek-göreneklerimiz örf ve adetlerimiz tamamen yok olmuştur.Bu kavramlar olmadığından herkes her şeye sahip olabilmektedir. Soma adı verilen bir madde sayesinde herkes istediği zaman mutlu d da olabilmektedir. Çünkü şişeden çıkarılırken böyle şartlandırılmışlardır.
Ayrıca eski geleneklerin hüküm sürdüğü yeni dünyadan tellerle ayrılmış 'Ayrıbölge' denilen yer de vardır. Burada tek eşlilik aile kavramı , batıl inançlar , Tanrı inanışı bizdeki gibidir.
Kitabı okurken çok şaşırdım şuan bile hayal edemeyeceğimiz bir dünya neredeyse 90 yıl önce kaleme alınmış.
Kitap yorumlarımı görmek için beni Şükran Bakal instagram adresinden takip edebilirsiniz.
Pablo Neruda’nın kalemi ile tanıştığım ilk eseri.
Bir oturuşta bitirilebilecek bir kitap ama benim için güncelerce üstünde düşünülmesi gereken sıradan olmayan bir kitap. Okumak için okuyorsanız başka. Çünkü zaman zaman Neruda’nın kafasının oldukça karışık olduğunu ve bunu mısralara yansıttığını düşünüyorum. Ve bu da benim düşünmemi sağlıyor.
Ah Pablo Neruda! Bir olay nasıl bu kadar imgelerle anlatılır. Bir kişi , milyonlarca kişinin yaşadığı bu duyguları şiirlerle nasıl bu kadar güzel imgeler.
Şiirlere biraz ilginiz varsa her gün bir tutam Nerudanın kitabından açıp okuyun derim.
Kitap yorumlarımı görmek için beni Şükran Bakal instagram adresinden takip edebilirsiniz .
Okuyunca anlayabiliyor musunuz ? Anlayamıyorsunuz , o başka bir kafa çünkü.
İsterseniz yirmi dakika içerisinde bile okuyabilirsiniz , o kadar kısacık yani tabi eğer bitirmek veya sadece 'okudum' diyebilmek amacıyla okuyorsanız.
Anlayabilmek daha sonrada farkına varabilmek için okuyorsanız nispeten biraz daha zaman alması lazım. Anlayacağınız okuyup rafa kaldırabileceğiniz bir kitap değil , tekrar tekrar okuyup yeniden üzerinde düşenebileceğiniz bir yapıt.
Kafka’nın günlüğünde yer alan bazı ortak cümlelerden yola çıkarak eserin 1917-1918 yılları arasında yazıldığı düşünülüyor. Kitaptaki her satır üzerinde ciddi düşünülmesi gereken fikir , kapı ve sorulardan oluşan bir ışık demeti. Derin ve parlak bir ışık demeti. Kafka’nın karanlığında...