📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eğer insanın (cennetten) kovuluşu dilin kovuluşunu da gerektiriyorsa, kovuluşu tersine çevirmenin mümkün olabileceğini varsaymak mantıklı olmaz mıydı, dilin kovuluşu iptal edilerek, cennette konuşulan dili yeniden yaratmaya çabalayarak, cennetten kovuluşun sonuçları tersine döndürülemez miydi?
Amaçsızca dolaşınca her yer birbirinden farksız oluyor, nerede bulunduğunun önemi kalmıyordu. Hiçbir yerde olmadığını hissettiği yürüyüşleri, en iyi yürüyüşleriydi. Ve bu da onun çevresinden istediği tek şeydi aslında: hiçbir yerde olmamak.
Bu kez, sert bir yazarla, düşüncelerini doğrudan söylemeyi seven bir yazarla ve oluverme halini seven bir yazarla karşı karşıyayız.
Cüret romanı için insanın varoluşunu keşfetmeye yönelik bir roman denebilir.
Öteki, biz bir diğerini öteki olarak gördüğümüz için öteki değil midir? Zayıf/engelli olanın nasıl olur da varolmaya hakkı olabilir? Zayıf olan nasıl olur da varolmaya cüret edebilir?
Bizim dışımızdaki hiçbir şeyle ilgilenmiyoruz. Merkezde biz varız. Diğerlerini yok sayıyoruz. Ama varlar.
Resul karakteri kaybolmuş bir karakter. Resul ‘ün uyanışının öyküsünü okuyoruz.
Gül karakteri doğanın diliyle konuşuyor.
Şok edici olaylar normalmiş gibi okuyoruz. Romanda hayatın içindeki engelli insanlar doğal/engelsiz insanlar gibi işleniyor.
Kafamızda engelli insanları ötekileştirdiğimizi okuyoruz. Minicik bir dünyaya hapsedildiğini okuyoruz. Ama romanda engelli insanlar her insan gibi aktarılıyor. Yazar bu bakımdan okura yeni bir ufuk sunuyor.