Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi. Sonra, aradan seneler geçtiği halde, nasıl hâlâ ona bağlı olduğumu gördükçe, ruhumda daha büyük bir infial duyuyordum. O beni çoktan unutmuş olacaktı.
Belirsizlik tüm işkencelerin en kötüsüdür. "Belirsizlik, insan zihnini en çok yoran durumlardan biridir. Ne olacağını bilmemek, insanı hem gelecekle hem de kendisiyle bir savaşa sürükler. Zihin, her ihtimali birer senaryoya dönüştürür. Bu senaryolar, korkuyu büyütebilir ya da huzursuzluğu artırabilir. Netlik olmadığında, insan kendini bir boşlukta hisseder. Bu boşluk, sabırsızlıkla birleştiğinde ağır bir yük haline gelir.
Belirsizliklerden tamamen kaçmak da her zaman mümkün değildir. Bazen beklemek zorunda kalırız. Ancak bu bekleyiş, insanın kontrolünü zorlayan bir sınav gibidir. Net bir cevap olmadığında, zihin sürekli bir çözüm üretmeye çalışır. Bu çabalar, bazen yeni bir çıkmazın başlangıcı olabilir. Döngüsel düşünceler, derin bir huzursuzluk yaratır.