Öfke, kıskançlık gönlümde birer cehennem ejderhası kesilmiş, ateşli kızgın dişleriyle vücudumun her zerresini ayrı ayrı koparıyor da yine tahammül ediyorum.
"Hayatınızda bir değișiklik yapmak hoșunuza gitmez mi, diye sordu. Ben de insanın hayatını hiç değiștirmediğini, her hayatın az çok aynı olduğunu, buradaki hayatımdan hiç șikâyetçi olmadığımı söyledim. Duydukları hoșuna gitmemiș gibiydi, hep kaçamak yanıt verdiğimi, hiç hırslı olmadığımı, bunun da iș hayatında felaket demek olduğunu söyledi. İșimin bașına döndüm. Onu kırmak istemezdim, öte yandan hayatımı değiștirmek için de bir neden göremiyordum."
Gerçekleșen her șeyi tașıyan bir nehre, güçlü bir akıntıya benzer zaman. Çünkü görür görmez her șey akıntıya kapılıp gider; iște bir diğeri geçiyor șimdi, o da diğerleri gibi akıntıya kapılıp gidecek.
Tüyleri diken diken olmuștu ve korkudan ölmek üzereydi. Korkması için yeterli neden vardı. Bay Golyadkin gece vakti karșısına çıkan dostunun kim olduğunu anlamıștı. Bu dost kendinden bașkası değildi, her șeyiyle aynı bașka bir Bay Golyadkin'di, kısacası her anlamda öteki Bay Golyadkin'di.