Sadece bir süreliğine hepsini uzaklaştırdım kafamdan, anılarımı bile. Durumumu iyiden iyiye toparlayana kadar aklıma getirmeyeceğim ama sonra... Sonra küllerin arasından doğacağımı göreceksiniz!
Derin uykuya dalmış, hayallerindeki özel cennette gülümsüyordu. Ağzı kulaklarına varıyordu. Fakat yatağının üzerindeki elektrikli saatin yelkovanı, her otuz saniyede bir neredeyse duyulmaz bir tıkırtıyla amansızca ilerliyordu. Tık, tık, tık, tık... Ve sabah oldu. Bernard zaman ve uzamın ıstıraplarına geri döndü.
Her şey gözümde yine rengini kaybetmişti; ya da, belki de, çok tatsız ve hüzünlü bir biçimde geleceğimin bütün perspektifi bir an için görünüp kaybolmuştu.