"İhtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaç sanıyorsunuz.
X’e sahipsiniz X+2’yi ihtiyaç sanıyorsunuz. Sonra X+4’ü ihtiyaç olarak belleyeceksiniz. Fakr kelimesi arapçadan gelir. İhtiyaç anlamındadır. İhtiyacın yoksa fakir değilsin.
Ömrünüzün sonuna kadar havuç peşindeki tavşan gibi gerçekte ihtiyacınız olmayan şeylerin peşinde koşup hayatı ıskalayacaksınız. Bu ihtiyaçlar da hiçbir zaman son bulmayacak.
Bununla beraber bir şeyler başardığınızı zannedeceksiniz. Çünkü yanıldığınızı bile farketmiyorsunuz ve yanılgınızı kutsuyorsunuz.
İki kızım var ve evim yok. Ev ihtiyaç mı evet. Ama Türkiye’de çocuk yapmak için eve sahip olmayı beklemek saçmalık ötesi.
Evet çocuk rızkıyla bereketiyle gelir. Ve Allah rızka kefildir. Kendi rızkınız bile elinizde değil, nerede kaldı çocuğunuzun rızkına kefil olmanız. Fazla kasmayın."
Altay Cem Meriç
R. V. C. Bodley : "Her ne zaman bir Müslüman'ın hasta bir hayvanı tedavi ettiği görülürse bu, 9/10 muhakkak Şarklıların yaşadığı bir toplulukta, yani İslamiyet'in mevcut bulunduğu bir yerdedir. Gerçek Müslüman ailesine baktığı gibi atına, devesine de bakar. Bunda birtakım pratik hususlar mevcuttur. Fakat bu, bilhassa İslamiyet'in kurucusundan Müslümanlara intikal etmiş, dilsiz mahlukata karşı takınılan bir zihnî durumdur. 'Ve Allah nazarında bu dilsiz mahlukata fena muamele etmekten sakının! Onları sürmeye müsait oldukları zaman sür, yorgun oldukları zaman onlara yük yükleme!' sözü, Muhammed'in, ümmetine verdiği en mühim emirlerden biriydi."
Bugün hayvanseverler, başka hiçbir şey olmasaydı bile Hz. Muhammed'e (s.a.v.), sadece bu yönünden dolayı saygı duyabilirlerdi. Gel gelelim vakıa böyle midir? O çağda hangi filozof, hangi devlet yöneticisi hayvan haklarından bahsediyordu? Hangisinin sözleri hayvanlar konusunda bir toplumun davranışını değiştirebiliyordu? Salat ve selam ona olsun O, yönetici ve filozoflardan ne kadar farklı birisiydi.