"Ertesi gün sıkıcı bir sabahla başlayacaktı.Kim bilir, hiç sıkıntısı olmasa, belki insanlar işe gitmeyi unuturlardı. 'İş avutur,' derdi babası. O böyle avuntu istemiyordu. Bir örnek yazılar yazmak, bir örnek dersler vermek, bir örnek çekiç sallamaktı onların iş dedikleri. Kornasını ötekilerden başka öttüren bir şoför, çekicini başka ahenkle sallayan bir demirci bile ikinci gün kendi kendini tekrarlıyordu. Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu. Ne kolaydı onlara uymak! Gündüzleri bir okulda ders verir, geceleri sessiz, güzel kadınlarla yatardı istese. Çabasız. Ama biliyordu: Yetinemeyecekti. Başka şeyler gerekti. Güçlüğü umutsuzca zorlamak bile güzeldi."
"Önünde uzanan güne güçlü bir güvenle bakar ve yine de ona başlayıp başlamama konusunda keyifli bir tereddüt yaşarsın; rüya ile başlamakta olan gün arasındaki sıra dışı, üzerinde hak iddia edilmeyen, dertsiz tasasız, göstermiş olduğun ahlaklı davranışlarin ödülü olan bir zaman diliminin efendisi olursun. İstikrarlı,
basit, derli toplu ve rahatça kendi içine dönmüş bir hayat yanılsaması, tamamen kendi kendine ait olma yanılsamasi seni mutlu eder; çünkü insan o anki ruh halini -bu ruh hali ister neşeli olsun ister karmaşık, ister huzurlu olsun ister tutkulu- hayatının gerçek, kendine özgü ve sabit ruh hali sayma, özellikle de her mutlu tesadüfü hayalinde hemen güzel bir kural ve bozulmaz bir âdet haline getirme eğilimindedir; oysa ki gerçekte hazırlıksız ve ahlaken kıtı kıtına yaşamaya mahkûmdur. İşte şimdi sen de sabah havasını içine çekerek kendi özgürlüğüne ve erdemliliğine inanıyorsun; fakat bilmen gerekir ve aslında bilirsin ki dünya seni içine hapsetmek için ağlarını hazır tutuyor ve muhtemelen yarın yine saat dokuza kadar yataktan çıkamayacaksın ; çünkü geceleyin o yatağa saat ikide ateşli tartışmaların hararetiyle, kafan dumanlanmış olarak gireceksin..."
"İnsan hayatı karşılıklı olarak kandırılıp hiçbir şeyin farkına varmadan birbirlerini incittiği ve bu tuhaflığın bariz bir şekilde ortada olduğu örneklerle dolu."