"Ey Rab, sen büyüksünı ve her türlü övgüye layıksın, gücün büyüktür ve bilgeliğinin sının yoktur. " Yarattığın evrenin küçük
bir parçacığı olan insanoğlu seni övmek istiyor. Ölümlülüğü ve bu nedenle işlediği ölüm getirici suçu kendinde de taşıyan yarattığın
evrenin küçücük bir parçası olan insan, ke.ndini beğenmişlerekarşı koyan senin adaletin için, seni övmek istiyor. Ey Tannın!
Ona, bu düşünceyi esinleyen, sana sunduğu Övgülerde ona gizli bir zevk tattıran sensin. lnsanı kendin için yarattın. Bu yüzden yüreğimiz sende huzur bulana dek huzursuzluklarla çalkalanıp duracaktır.
Ey Rab, sana önce yakarmak sonra şükretmek mi gerekiyor.
Yoksa önce tanıyıp sonra şükretmek mi? Bunu bilmemi ve anlamamı sağla. Fakat tanıma olmaksızın şükür olur mu? Seni tanımadan sana yakarılırsa senin yerine bir başkasına yakanlabilir.
Öyleyse insanın seni tanımak için mi sana fazlaca yakarması gerekiyor?
Belli belirsiz bir imanla tanıdığımız seni daha açıkça tanımak
için mi sana yakarıyoruz? Havarinin dediği gibi insanlar tanımadıkları birine nasıl yakaracaklar? Kendilerine hiç bildirilmemiş
birine nasıl inanacaklar? Rabbi arayan ona şükredecektir.
Çünkü Rabbi arayan onu bulacak ve ona şükredecektir. Öyleyse ey Tanrım, sana yakararak seni arayayım ve sana inanarak sana yakarayım. Ey Rab bana verdiğin, insan olan oğlunla ve habercinin aracılığıyla bana esinlediğin inançla sana yakarıyorum.
"Ya Tanrı kötülüğü ortadan kaldırmak istiyor ama kaldıramıyor; ya da kaldırabilir ama istemiyor. . . . Eğer kaldırmak istiyor ama kaldıramıyorsa, acizdir. Eğer kaldırabilir ama istemiyorsa, kötüdür. . . . Eğer dedikleri gibi, Tanrı kötülüğü ortadan kaldırabiliyorsa ve Tanrı gerçekten bunu yapmak istiyorsa, dünyada neden kötülük var?"
Epikuros