Servet kazanarak rahata kavuşacağımızı ümit ettik. Rahatlık içindeyken ibadet eder, ahiretimizi kazanırız, diye düşündük. Fakat bir arif bizi ikaz etti. Dedi ki: Yanılıyorsunuz servet ile insanın rahatı değil gafleti artar; rahat ile de tâati yani ibadeti değil illeti, hastalığı artar.
Hakikat zuhur ettiğinde, ışığını her yere yayar. Sahih bir akıl, kendi ışığını hakikatin ışığıyla birleştirir. Akıl ile erdemin, mantıksal çıkarım ile manevî tecrübenin, düşünmek ile yaşamanın bütünleştiği yer de burasıdır.