Bazen acayip davranışları oluyordu. 1935 yılında müzik eğitimi konusunda danışmanlık yapmak üzere Türkiye'ye davet edilmiş olan besteci Paul Hindemith, bir gece saat 3:00'de yatağından kaldırılıp Cumhurbaşkanına çalması için arabayla Çankaya Köşküne götürülmüştü.
Dışardan bakınca, Mustafa Kemal keyifli ve rahat bir yaşam sürüyordu. 1935'te Amerikalı gazeteci Gladys Baker mutlu olup olmadığını sorunca, "Evet; çünkü muvaffak oldum,” yanıtını vermişti. Ama Gazi'nin sofrasında sık sık bulunan Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), gerçekler hiçbir zaman onun ideallerine ulaşamadığı için mutlu olmadığını düşünüyordu.
Emekliye ayrıldığı köşesinde öfkeden köpüren rakibi Kâzım Karabekir, on beş yıl boyunca sivil polisler tarafından izlenmesine karşın sorgusuz bir şaşaa ile çevrili Mustafa Kemal'den daha mutlu yaşadığını iddia edecekti. Bu yorum, ulaşamadığı üzüme ekşi diyen tilkiyi anımsatıyordu.
Alkolün yarattığı depresyon yok olduğu anda, Mustafa Kemal keyif almaya başlıyor ve sıkıcı büro işlerinden başka yöne çevirebildiği hevesi yeni çabalar başlatıyordu.