Seda Zerentürk

Seda Zerentürk
Bir ses: Her şeydir kitap.diyor. *** "En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal Atatürk ***
Öğretmen ( TDE ) - MEB
Lisans
Adana
Adana
466 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet gerçekten yeni bir Türkiye idi ama yeni oluşunun esası, tarihinde ilk kez bir Müslüman ülke olmasından kaynaklanıyordu.
Sayfa 536 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Latin alfabesine en fazla direnişi, doğal olarak eğitimli seçkinler gösterdi. 1927 yılında yapılan ilk sayımda 13.650.000 olarak belirlenen nüfusun büyük çoğunluğu okuryazar değildi. Çoğu insan, yeni Latin alfabesiyle başlayarak okuma yazma öğrendi. 11 Ağustos 1928'de Mustafa Kemal, yeni alfabenin ilk dersini Dolmabahçe Sarayı'nda verdi. Öğretmen rolü oynamak çok hoşuna gitti ve bu dersi taşraya da öğretebilmek için 23 Ağustosta bir yurt gezisine çıktı. Bütün milletvekillerine onun izinden gitmeleri söylendi. Yeni alfabenin kullanımını 1 Ocak 1929'dan itibaren zorunlu hale getiren yasa, meclisin açıldığı 1 Kasım günü oylandı. Türkiye'nin dört bir köşesinde yeni harflerle okuma yazma öğretmek için 'Millet Mektepleri' açıldı. 1936'da bu okulların görevi Halkevlerine devredildi.
Sayfa 535 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa Kemal çok uzun zamandır fazla içki içmekle suçlanıyordu. Şimdi ise konuyu kendisini suçlayanların aleyhine çevirdi. Sarayburnu Parkı'ndaki toplantıdan ayrılmadan önce kadehini kalabalığa doğru kaldırıp, "Eskiden bunun bin mislini mezbelelerinde gizli gizli içerek enva-i mefsedeti irtikâp eden mürai sahtekârlar vardı. Ben sahtekâr değilim, milletimin şerefine içiyorum,” dedi. [Eskiden sahtekarlar ve ikiyüzlüler gizli gizli bin defa daha fazla içerler ve her türlü kötülüğe bulaşırlardı.] Kadehindeki rakıyı bir yudumda bitirip kalabalığın arasından geçti ve kendisini Büyükada Kulübündeki resmî bir ziyafete götürmek için bekleyen tekneye bindi. Gece giysileriyle onları karşılayan davetlileri görünce, Falih Rıfkı'ya dönüp "Çocuk, orada yaptığımızı burada yapamazdık," dedi.
Sayfa 535 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa Kemal, kendinden söz ediyordu: dans etmekten ve alaturka müzikten hoşlanıyordu. Ama gençlere yalnızca “medeni müzik” diye tanımladığı Batı müziğinin öğretilmesini istiyordu. “Müziksiz devrim olmaz derken aklından geçen klasik Batı müziği idi. 1927'de Ankara'da bir resital veren Alman piyanist Wilhelm Kempffe de kendi fikirlerini açıklamıştı. Klasik müziğin, kendi yarattığı devrimin kaynağı olan Batı kültürünün bir parçası olduğuna inanıyordu. Müzikte reform olmadıkça diğer alanlardaki reformların eksik kalacağını düşünüyordu. Bu görüşme, çok geçmeden besteci Paul Hindemith'in seçilerek onun yardımıyla Ankara'da bir konservatuar açılmasına ve Türkiye'de müzik eğitiminin örgütlenmesine varacaktı.
Sayfa 535 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Yeni laik cumhuriyet, Mustafa Kemal'in kişisel felsefesini yansıtıyordu. 1928'de yayınlanan bir kitabında, Grace Ellison onun 1926-27'de kendisine söylediklerini aktarıyor : "Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir; âdeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini, gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır."
Sayfa 532 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih