Mustafa Kemal, ülkenin egemenliğini sağlamak için cumhuriyetin kurulmasının gerekli olduğunu ama ulus bunu kabul etmeye hazır olana dek hedefini gizli tutmak zorunda kaldığını ve çeşitli aşamalarla uygulamaya koyduğunu söylemiştir. "Millî Mücadele'ye beraber başlayan yolculardan bazıları milli hayatın bugünkü cumhuriyet kanunlarına kadar uzanan gelişmelerinde kendi fikir ve ruh kabiliyetlerinin gelişmelerinde, kendi fikir ve ruh kabiliyetlerinin kavrayış sınırı bittikçe bana karşı direnişe ve muhalefete geçmişlerdir. "Bu sözler ve bundan sonra aktarılan bazı olaylar, Mustafa Kemal'e muhalif olanlara karşı son derece sert bir ifadeye sahiptir. Onun ölümünden sonra, kendi anılarını yayınlayan muhalifler genelde saygılarını belirtmişler ve bazı iddialarını reddetmişlerdir. Mustafa Kemal'e liderlik yarışında rakip olabilecek tek milliyetçi komutan olan Kâzım Karabekir, kendi anılarının özetini henüz Gazi ölmeden yayınlamak istemiş ama yayınevi basılmış ve kitaplar yakılmıştı. Bir kopyası ise Mustafa Kemal'e verilmiş ve o da sayfa kenarlarına bazen 'çocukça!' ya da şantaj!' gibi öfkeyle bazen de soğukkanlılıkla ‘tetkik edilecek' notlarını almıştır.**
Karabekir, anılarının özetini 1951 yılında yayınladı ve 1960'da son derece ayrıntılı, kalın bir kitap daha çıkarttı. Yayıncı mahkemeye verilince, 1969 yılında beraat edene dek Karabekir'in anıları halka ulaşamadı. Refet (Bele) ise kısa ve kesin konuştu.