Seda Zerentürk

Seda Zerentürk
Bir ses: Her şeydir kitap.diyor. *** "En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal Atatürk ***
Öğretmen ( TDE ) - MEB
Lisans
Adana
Adana
466 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
17 Şubat 1926 tarihinde meclis yeni Medeni Kanunu kabul etti. İsviçre yasaları temel alınarak hazırlanan kanun, kadınlara yeni haklar tanıyordu. Mustafa Kemal'in altı ay önce karısını boşamasına izin veren İslam yasasının kullanımı sona erdi. Eski yasaya göre mirastan alacakları pay erkeklerin yarısı kadar olan kadınların payı artık eşit olacaktı. Ama o zaman çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi erkekler evin reisi konumunu sürdüreceklerdi; aile reisinin izni olmadan kadınlar dışarıda çalışamayacak ya da yurtdışına gidemeyecekti. Buna rağmen, Medeni Kanun, Türk kadınlarının özgürlüğünü kazanmasında önemli bir adım sayılırdı. Şehirlerde yasa derhal uygulanmaya başladı. Daha önceleri kadın öğretmenler, yalnızca kız okullarında ders verebiliyordu ve Büyük Savaş sırasında hastanelerde ve hatta atölyelerde işe alınmışlardı. Atatürk'ün reformlarıyla kadın öğretmenler tüm karma ilk ve orta okullarda ders vermeye başladılar, hukuk, tıp ve kamu hizmeti alanlarında meslek sahibi oldular.
Sayfa 506 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
ŞAPKA...
Yeni yasaya uyum göstermek için acele eden bazı insanların şapkaların önünü arkasına doğru giydiklerini ya da bilinçsizce kadın şapkaları taktıklarını gören yabancılar gülmekten kırılıyordu. :)
Sayfa 505 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
"**Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru en hakikî tarikat, tarikatı medeniyedir. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kâfidir." ** Mustafa Kemal ATATÜRK
Sayfa 503 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa Kemal, halk için yaptığı yorucu çalışmaların yorgunluğunu dostlarının yanında atmaya çabalıyordu. Örnek çiftlikte çalışmak, içkisini biraz olsun azaltmasını sağlamıştı, ama karısından daha fazla ayrı kalmasına yol açıyor ve Lâtife'nin öfkesi giderek artıyordu. İki yıl önce bir İstanbul gazetesi onun milletvekili seçilmesini önerdiğinde, Mustafa Kemal kesinlikle karşı koymuştu ama yakın bir gelecekte kadınların politikaya atılmalarını sağlayacak yasayı çıkaracaktı. Lâtife ise halkın karşısında kocasının yanında bir süs olarak dolaşmaktan ve evde, onun son yoldaşı olmaktan sıkılıyordu. Bir akşam konukların yanında üniversite eğitimini tamamlayamadığı için şikâyet etti. “Öyleyse hanımefendi," diye atıldı Mustafa Kemal, “serbestsiniz, yarım kalan okumanızı sürdürebilirsiniz.” Kendisi, elindeki kitap ilgisini çektiği takdirde bütün geceyi okuyarak geçirebilirdi. Lâtifeʼnin, çalışma odasının kapalı kapısı önünde casus gibi dolaştığı, kıskançlık ve hayal kırıklığından dolayı dostlarını ondan uzak tutmaya çalıştığı ve hatta arkadaşlarının eşleriyle kavga ettiği söylentileri yayılmaya başladı. Bir gece, Mustafa Kemal köşke geç saatte döndü ve kapının önündeki nöbetçilerle sohbet etmeye başladı. Lâtife balkona çıkıp "Kemal! Gel artık buraya. mahalle arkadaşların yetmiyormuş gibi şimdi de köşkün nöbetçileriyle mi ahbaplık ediyorsun?" diye bağırınca sohbet yarıda kesildi. ***Belki bu öykü sonradan uydurulmuştur ama Cumhurbaşkanlığı Köşkünü saran en güçlü duygunun karşılıklı öfke olduğu kesindi. **Çocukları çok seven Mustafa Kemal, kendi çocuğunun olmasını çok istediğini daha sonraları söyleyecekti. Ama evlilik çocuksuzdu.**
Sayfa 499 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Mustafa Kemal havacılığın askeri ve ticari potansiyeline hayrandı. Daha sonraları İstikbal göklerdedir, diyecekti. Türk Hava Kurumu, pilot yetiştirmek ve küçük uçaklar yapmak amacıyla 16 Şubat 1925'te kuruldu. Mustafa Kemal çocukluk arkadaşı Fuat'ı (Bulca) kurumun başına getirdi. Kurban derilerini bu kurum toplayacak, yetkili kuruluşlara verilecek dilekçelerde, el ilanlarında ve afişlerde kurumun pulları bulunacak ve Milli Piyango [Tayyare Piyangosu] yine bu kurumun elinde olacaktı . ***Türk Hava Kurumu, Atatürk'ün cumhuriyetinde her yerde kendine yardımın ve çağdaşlaşmanın simgesi olarak ortaya çıktı.
Sayfa 497 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Reklam