" her insanın anlaması gereken hayati bir gerçek var, dedi Earl, açıklayacağı diğer her şey de buna dayanıyordu. Zihnimizde "beyin [aynı anda] sadece bir veya iki düşünce üretebiliyor ".O kadar. "Tek bir şeye odaklanabiliyoruz. Bilişsel kapasitemiz çok sınırlı." Bu durum " beynin temel yapısında kaynaklanıyor " ve hiç değişmeyecek. Ama bunu kabullenmek yerine bir mit icat etmişiz, dedi Earl. Üç,beş, on şeyi aynı anda düşünmenin mümkün olduğunu sanıyoruz. Öyleymiş gibi yapacağız diye, aslında insanlar için düşünülmemiş olan bir terimi kendimize yormuşuz. Bilgisayar bilimciler 1960'larda birden fazla işlemcisi olan, yani 2 veya daha fazla şeyin sahiden aynı anda yapabilen makineler icat etmiş, bu makine gücüne de "çoklu görev" ( multiasking) adını vermişlerdi. Sonrasında bu kavramı alıp kendimize uyguladık.
"demokrasi bir halkın gerçek sorunları teşhis edebilecek, bunları kuruntulardan ayırt edebilecek, çözüm bulabilecek, çözüm sunamayan liderlerden hesap sorabilecek ölçüde dikkat verebilmesi gerektiriyor. Bu becerinin kaybolması, gereğince işleyen bir topluma sahip olma kabiliyetinin de kaybolması demek oluyor. Dikkat konusunda baş gösteren bu krizin demokrasinin 1930'lardan bu yana yaşadığı en büyük krizle çakışmasının tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Odaklanamayan insanlar basit otoriter çözümlere daha fazla yönelecek, bu çözümler başarısız olduğunda da durumu açık saçık göremeyeceklerdir. Twitter ile Snapchat arasında gidip gelen dikkat yoksunu yurttaşlardan oluşan bir dünya, hiçbiriyle başa çıkamadığımız krizlerin sağanağı altında kalan bir dünya olacaktır. "
"... Ne çocuk aklına inanırım ne de yaşlıların bilgeliğine. Hayat tecrübemizin tamamı, hayatı anlamlı kılan ayrıntılardan ibarettir. En tecrübeli olduğumuz an, içinde yaşadığımız andır."
"Belki de bizim gibilerin elinde kalan son şey, salakça bir umut. Gelecek saniyelerin üstlerine binerek uçan olaylar bizi ayakta tutuyor. Bütün hayatımız boyunca beklediğimiz ve nereden geleceğini bilmediğimiz huzuru arıyoruz. Ve bitmek bilmez huzur arayışımız hayatta kalmamızı sağlıyor. Aslında yalan söylüyorum. Ben hiçbir şey aramıyorum ve beklemiyorum. Sadece duruyorum. Kaçanı da durduruyorum. "Durun!" diyorum. Gitmenize gerek yok. Onlar size gelirler."