Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar da vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez…
Sıradan bir sineği bile mikroskop altında inceleyen bir bilimcinin dahi yüzüne bakmadığı Akakiy Akakiyeviç, iş arkadaşlarının alaylarına katlanmış ve hiçbir olağanüstülük görmeden bu dünyadan göçüp gitmişti. Yalnız, ömrünün sonuna doğru acınası yaşamını canlandıracak tek bir şey girmişti hayatına:palto kılığındaki aydınlık bir konuk.
Çünkü cehalet her zaman bir iktidar ve hegemonya aracıdır. Rejimler bilgiye erişimi engelleyerek insanları yoksulluğa mahkum ediyor, onları istediklerine inandırıyor ve manipüle ediyor.
Ölüm doğaldır. Ancak fikirler Motilal, işte önemli olan onlardır. Kafeslere konamaz, yok edilemez. Rüzgar onları bulutların kanatlarının üzerine taşır, uçarlar Motilal ve kalbimize, ruhumuzun derinliklerine kök salarlar. Fikirler ölmez. Hayat onlardadır… Motilal, unutma oğlum. Unutma.