Zeynep

Zeynep
48 kütüphaneci puanı
453 okur puanı
Ocak 2015 tarihinde katıldı
Puan vermedi·60 syf.·
2018 12. kitabı
Saramago'nun kitapları sebebini bilmediğim halde okurken çok farklı bir haz veriyor. Okunması yazım şeklinden dolayı bir miktar zorda olsa, okurken daha keyif alıyorum. Sarı rengini hiç sevmeme rağmen Saramago'nun kapak tasarımı seviyorum. Kitaplarımın arasında sarı sarı parlarken garip bi şekilde mutlu oluyorum. Bir gün olurda sarı rengini çok seversem Saramago kitabi okumaktan olacak :) Kitaba gelirsek de; diğer kitaplarında olduğu gibi adı bilinmeyen bir ülke, adı bilinmeyen insanların olduğu uzun bir öykü. Bu sefer 'Adı Bilinmeyen Ada' üzerinden olay anlatılıyor. Bilinmeyen adayı aramak için Kralın yanina gidip tekne isteyen 'tekne isteyen adam' ( ne yapalım karakterimizin adı bu :)) çevresindeki insanların bilinmeyen adayı bulmanın imkansız olduğu, tüm adaların bulunduğu söylesede o bu kararında net bir tavır sergiliyor. Denizle ilgili hiçbir bilgisi olmamasına rağmen bindiği teknesiyle hiç kimsenin bulmadığı o adayı bulacağına oldukça emin. Kraldan da bu isteği üzerine tekneyi alıyor ve... Devamı da okuyucuya kalsın artık :) Sayfa sayısının az olmasının yaninda içindeki resimleri de düşünürsek oldukça kısa bi kitap. Kitabı okurken birçok cümlede durdum, tekrardan okuyup üzerinde düşündüm. Hatta kitabı bitirdikten sonra sayfalarını karıştırıp tekrar cümlelere bakıp daha sakin kafayla düşündüm. Bu bakımdan bana Küçük Prens'i hatırlattı. Bakıldığında çocukların da okuyabileceği ama büyüklerin okuduğunda daha derin anlamlar çıkarabileceği bir kitap. Tavsiye etme konusuna gelirsek de ben okuyun derim :)
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 200927bin okunma
Reklam
Puan vermedi·208 syf.·
2017 16. kitabı
Ölüm bir varmış bir yokmuş… Aslında Jose Saramago okumaya ‘Körlük’ kitabıyla başlamayı düşünüyordum fakat o sıralar basımı olmadığı için alıp okuyamamıştım. Bu kitap da ‘Kitap Kardeşliği’ etkinliği için kitapları incelerken konusuyla dikkatimi çekmişti. Bu sefer de kitabın basımı var ama kitap ortalarda yok! Kaç kitapçıya sorduysam ‘Elimizde kalmadı.’ dedi. Bir süre sonra internetten kitabı sipariş ettim ve kitaba sonunda kavuştum. Kitabı bulduğumu göre sırada okunması vardı. Yanlış zamanlama sebebiyle 1-2 kere elime alıp bıraktım kitabı. Kitap okunmak için bekliyor beni tabi. Bende okumaya başlamak için uygun zamanı kolluyorum. Sarı kapağıyla ben buradayım dercesine bağırdığını duyar gibiydim ve sonunda tekrardan başladım okumaya. Ah o bitmek bilmeyen virgüller… Diyalogları okurken konuşma sırası kimdeydi, kim dedi, ne dedi, kime dedi, ne oldu, ne bitti… Hoppala al başa tekrar oku. Bu durum okumamı başlarda biraz zorlaştırdı tabi ama yavaş yavaş alıştım gibi, hatta sevdim de Saramago’nun bu tarzını. Her neyse gelelim kitaba. Adı bilinmeyen bir ülkede yine adı bilinmeyen insanlara sonsuz yaşam hakkı veriliyor. 1 Ocak’ın ilk dakikalarından itibaren bu ülkede hiç kimse ölmüyor. Bu durum ilk başta güzel gözükse de aslında birçok sorunu beraberinde getiriyor. Hastalanan hastalarla, kaza geçirip ‘Bu halde yaşanmaz.’ denilecek insanlarla dolup taşıyor hastaneler. Kimsenin ölmediği bir ülkede yaşlı nüfusuda artıyor haliyle bakımevlerinin de hastanelerden pek bir farkı kalmıyor. Cenaze levazımatçılaır, sigorta şirketleri ölümün gitmesiyle oldukça büyük bir zarar uğruyor. Tek bunlarla bitmiyor sorunlar tabi… Bir zaman sonra ölüm taktik değiştirerek çıkageliyor. Öleceğimizi kısa bir süre önceden öğrenseydik ne yapardık? Hayatımız nasıl olurdu? Ölümün olmadığı bir hayatı
Edebiyat
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Puan vermedi·255 syf.·
2017 7. kitabı
Sabahattin Ali ile tanışmam Kuyucaklı Yusuf ile oldu. Bu kitabıyla tanıştıktan sonra başka kitaplarını da okumaya karar verdim. ‘İçimizdeki Şeytan’ kitabı, ismiyle mi yoksa arka kapağındaki yazan yazıyla mı bilemiyorum ama ilgimi çekmişti. Ama bir türlü kitabı alıp okuma fırsatım olamamıştı. 'Kitap Kardeşi Etkinliği' ile bu kitabı bana Kitap Kardeşim Büşra gönderdi. Gönderilen kitabın Sabahattin Ali olmasının yanında İçimizdeki Şeytan olması da beni ayrı bir mutlu etti. Kitaba gelecek olursam, konservatuarda eğitim gören Macide’yle Ömer’i anlatmış Sabahattin Ali. Kitabın başkahramanı olan Ömer; iradesine sahip olmaktan güçlük çeken biri. Kitabı okurken birçok defa bu huyuna kızdım fakat her seferinde pişman oldum. Özellikle kitabın son kısımlarına doğru bu huyundan dolayı karşılaştığı sorunlardan dolayı Ömer'e üzüldüm bile. Macide, Ömer’e göre daha güçlü, karşılaştıkları olaylar karşısında daha mantıklı düşünebilen bir karakter. Birbirlerinden farklı iki karakter aslında. Kitabın son sayfalarını nasıl okudum, ne ara bitti bilmiyorum. Tahmin ettiğimden biraz daha farklı bir sonla karşılaştım ve kitabı kapattığımda bir üzüntü sardı içimi. Dili çok ağır değildi aslında. Kitapta eski kelimeler bulunsa da sayfanın alt kısmında günümüz anlamlarının yazılmasından dolayı bu durum okurken pek zorlamadı. Kitapta, kahramanların iç konuşmalarına sık sık yer veriyor. Bu kısımların dili bana biraz daha ağır geldi. Bu anlatımları daha iyi anlamak için ve üzerinde düşündüğüm için diğer kitaplara göre biraz daha yavaş okudum. Sabahattin Ali’nin kitaplarını okumamışsanız zaman kaybetmeden okumanızı tavsiye ederim. İçimizdeki Şeytan kitabı da bunlarda biri olmalı bence
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma
9/10
·183 syf.·
2017 1. kitabı
Zülfü Livaneli'nin kitaplarını hep merak etmişimdir ama bir türlü okumaya fırsat bulamadım. Aklımda başka kitapla okumaya başlamak vardı aslında ama okulumdaki kulüpte düzenlenen toplu kitap okuma etkinliğinde oy birliğiyle bu kitap seçildi ve böylelikle ilk Livaneli kitabım 'Son Ada' oldu. Kitaba gelirsek; kolay anlaşılır, akıcı bir dili vardı. Yazar kitabın başından itibaren aralarda ufak ufak spoiler vermesine rağmen bu durum beni rahatsız etmedi. Aksine bu ufak spoilerlarla merakım arttı diyebilirim. Kitabın adından da anlaşıldığı üzere olay adada yaşanıyor. Issız bir adayı alıp şehir hayatından kurtulmak isteyen bir adam, bu adayı satın alır ve buraya yerleşir. Daha sonra adada tek başına yaşamak istemediğinden başka insanları da adaya çağırır. 40 haneye ulaştıktan sonra birlikte huzur içinde bir hayat sürerler. Martılarla birlikte yaşayan adalılar hayatlarından oldukça memnundur ki 'o' gelene kadar. O yani başkan, emekli olduktan sonra sakin bir hayat ister ve böyle bir adanın varlığında haberdar olunca bu adaya taşınmaya karar verir. Her şey başkan adaya gelmesiyle değişir ve acaba neler olur ? Livaneli bu kitabında okuyucuya birçok mesaj veriyor. Kitabı beğendim ve okumanızı tavsiye ederim. Ağır kitaplardan sonra okunabilecek sade bir kitap diye düşünüyorum. Şimdiden iyi okumalar :)
Siyaset
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
Puan vermedi·407 syf.·
2016 9. kitabı
Birçok Trabzonsporlu taraftarın yazdığı yazılardan oluşan bir kitap. Okurken güldüğüm yerlerde oldu hüzünlendiğim yerlerde. Taraftarlar öyle içten yazmışlar ki... Kimisi nasıl bu takıma tutulduğunu anlatmış, kimisi maç maceralarını, kimisi de duygularını dökmüş. Trabzonspor olur da Kazım Koyuncu'ya değinmeden olur mu? Kazım Koyuncu'yla ilgili öyle güzel yazılar var ki... Keşke dedim keşke onu hayattayken tanıyabilseydim. Kitabı okurken bir kere daha gurur duydum Trabzonsporlu olmakla...
Spor
Bize Her Yer TrabzonHarun Çelik · Anekdot Yayınları · 200975 okunma
Reklam