Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel romanının bütünlüğünü tamamlayan, fakat yayımlanma sürecinde çıkarılmış önemli bir bölümdür. Sovyet döneminde Devlet Güvenlik Komitesi’ni sert biçimde eleştirdiği için sansüre uğramış, bu nedenle romanın ilk yapısal bütünlüğü bozulmuştur. Metinde iktidar hiç sönmemesi gereken bir sobaya benzetilir; bu sobanın yakıtı ise insandır. Yaşına, durumuna bakılmadan insanlar yakılır ki sistem ayakta kalsın. Bu metafor totaliter düzenin insanı nasıl araçsallaştırdığını çarpıcı biçimde gösterir.
Ben Gün Olur Asra Bedel’i yıllar önce okumuştum; fakat aradan zaman geçtiği için özellikle mankurt anlatısının, tren yolu metaforunun ve Yedigey karakterinin iç dünyasının ayrıntıları zihnimde silikleşmiş durumda. Bu nedenle iki metni arka arkaya okumak bence daha doğru bir tercih olacak. Çünkü Cengiz Han’a Küsen Bulut, yalnızca bağımsız bir hikaye değil; hafıza, kimlik ve insanın tarih karşısındaki direnişi temasını derinleştiren bir tamamlayıcı metin.
Aytmatov’un asıl meselesi yalnızca bir dönem eleştirisi değil, hafızası silinen insanın trajedisi. Mankurt nasıl geçmişini unutursa baskı rejimleri de toplumu belleksiz bırakmak ister. Bu yüzden iki kitabı birlikte okumak hem politik alt metni hem de kültürel hafıza temasını daha net kavramayı sağlayacaktır. Araya yıllar girdiğinde detaylar unutuluyor
ama Aytmatov’un metinleri detaylarda yaşıyor. Bu nedenle bu iki eseri peş peşe okumak
daha bütünlüklü ve bilinçli bir okuma deneyimi olacaktır.