Mustafa Kutlu’dan okuduğum 2. Ya da 3. Eser olabilir. Genelde kendisinin de tekniği bilinç akışı kafa karıştırıcılığında olabiliyorken ilginç şekilde Anadolu’nun tam orta yerinden yani içimizden özümüzden henüz yakından geçen gecmişimizden bir lezzet ve tını bırakıyor. Kısa hikayesinde aralarda yer alan levha bölümleri ile öyle zenginleşip bereketlenmiş ki farklı bir ahenk oluşturmuş. Birbirlerine derîn bir muhabbet besleyen Engin ve Süheylâ isimli iki sevgilinin ayrılarak doğan dönüşümlerini yine (bence hikayesinin de esin kaynağı olan) son levhâ bölümü ile sonlandırmış. Dalmak, satırlar bittiğinde “Âlemlere Rahmet Efendi”mizi (sav) düşlemeyi dileyenlere sonsuz bir deryâ bırakarak..
Güzel bir yahut iki saat içerisinde kendin ve kendin ile muhakkak okunması gereken bir yerde..
Vesselâm.. Mustafa KutluYoksulluk İçimizde
“Dünya nimeti için zaaf haline düşersin. Ona doğru koşma, şükür ipi elinde ya.
Melâl içindesin. Yoksul olduğunu düşünüyorsun. Ne ki senden alınmıştır, o senin hayrınadır. İçindeki yoksulluğu hissediyor musun ? İşte senin için en hayırlı vakit.”
Faulknerin dünyasına giriş olarak nitelendirilen bir kitap. Hem kafa karıştırıcı hem de daha önce deneyimlediysem de bu denli iyi hissettirenin olmadığı bilinç akışı tekniği ile düz yazıyı şiirselleştirilerek yazılan bir roman. 59 bölümden oluşan, olay akışı tamamen kişilerin zihinlerine göre ilerlediği için tek bir nizamda olmayan ama işte evet yaşamın ta kendisi dedirten bir yolculuktu benim için. Yaklaşık 3 günde ama aslında meşguliyetlerin olmadığı birkaç saat diliminde rahatlıkla bitirilecek okuması hafif zor yine de inanılmaz keyifli bir roman. Sanırım Faulkner dünyasında çokça yolculuk yapacağım. Bu dünya için Döşeğimde Ölürken ise hayatın tam orta yerinden çokça doğru bir başlangıç. Kuvvetle tavsiye olunur
“Gençken ölümün nasıl gövdenin doğal bir davranışı olduğuna inandığım aklıma geliyor; artık yalnızca bir zekâ işi olduğunu biliyorum - yoksunluk acısını çeken kişilerin zekâları. Nihilistler bunun bir son olduğunu söylerler; İncil’e inananlar ise bir başlangıç; gerçekte tek başına bir kiracının ya da bir ailenin bir evden ya da bir kentten başka yere taşınmasından daha fazla bir şey değildir.”