Kübra

Hiçbir kültür bütünüyle geri (gerici) olamaz. Kültür çok uzun bir geçmişin ürünüdür. Mekanik bir anlayışla kültür ithal etmek, bir tüketim malı ithalinde olduğu gibi kültür ithal etmek, bilim­sel değildir. Bizim aklı evvellerimiz (resmi ideoloji üreticileri), zaten kültürün Arap ve Fars karması, melez bir kültür olduğunu ve Türk kültürünün baskı altında tutulduğunu, dolayısıyla bu kültürden radikal bir kopuşun ileri bir adım olduğunu ısrarla ileri sürüyorlar. Osmanlı kültüründen radikal bir kopuşla "boşalan yerin" nasıl doldurulacağı sorusuna ise inandırıcı cevap veremezler. Ama "Güneş, Dil Teorisi" gibi gariplikler üretmelerine ne demeli? "Tarih Tezi" gibi saçmalıklar üretmek­le mi boşluk doldurulacaktı? Elbette bunun, kendine dönmek, benliğe dönmek olduğu ileri sürülüyor. Doğu İslam kültüründen radikal kopuş "milliyetçilik" sayılırsa, kendini emperyalist kültürün kucağına atmak ne olur?
Sayfa 171 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019 (İlk basım tarihi 1991)·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Daha önce de yazdığımız gibi, toplumun temelinde hiçbir radikal dönüşüme yanaşmayan, emperyalizmle ilişkilere dokun­mayan Kemalistler, kültür planında radikal bir kopuş yaratarak, Batı gibi olunacağını sanıyorlardı ...
Sayfa 170 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019 (İlk basım tarihi 1991)·Kitabı okudu
Alıntı
Aydınlar, "düğüm noktasını" kapitalist yayılmada, kapitalist şartlandırmada değil de, kendi kültürlerinde aradılar. Kendi kültürlerinden uzaklaşarak "mutlu sona ulaşacaklarını" sandılar!... Bunun da yolu Batı kültürünü ve Batı'nın üst-yapı kurumlarını daha fazla ithal etmekten geçiyordu... Oysa Batı'nın üstyapı kurumlarının farklı sosyal formasyonlara transfer edilmesi iki olumsuz sonucu bir arada üretebilirdi ki; bunlar, emperyalist sömürünün derinleşmesi ve kültürel yabancılaş­manın hızlanmasıdır... Zaten Batı burjuva kültürünün ilerici unsurlarının taşınması da söz konusu değildi. Amerika'nın yerli halklarını soykırıma uğratan, Afrika'yı köleleştiren, Asya'yı sömürgeleştirenlerin buralara bir de "ilerici kültür" götürmeleri, zaten eşyanın tabiatına ters düşen bir şeydir.
Sayfa 169 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019 (İlk basım tarihi 1991)·Kitabı okudu
Alıntı
Cumhuriyet aydınları, Tanzimat ve Meşrutiyet aydınları gibi Türkiye'nin "geri kalmışlığı"nın gerçek nedenini kavrayacak yüksekliğe hiçbir zaman çıka­mamışlardır. Bugün de Türkiye'yi yönetmeye aday siyasal par­tilerin ve onlara akıl hocalığı eden aydınların ve bilim adamlarının çıkmazı da buradadır. Sanılıyor ki, "geriliğin" nedeni İslam kültürüdür. Ve daha genel olarak da, Doğu kültürüdür. Bu ilkel mantığa göre, Doğu kültüründen kurtulmak (bunun nasıl gerçekleşeceği de tartışılmadan) "gerilikten" kur­tulmakla özdeştir!... Eğer öyle olsaydı, geri kalmışlık sadece Müslüman ülkeler için söz konusu olurdu. O zaman Latin Amerika'nın, Afrika ve Asya'nın birçok ülkesinin geri kalmışlığını anlamak zorlaşırdı!... Şüphesiz Doğu kültürünün en katıksız biçimine sahip Japonya'nın da nasıl olup da bugün emperyalistler hiyerarşisinde ön sıralarda bir ekonomik güç haline geldiğini açıklamak daha da zorlaşırdı!... Aydınlar, farkında olmayarak da olsa (ki farkında olmaları da fazla önem­li değildir), Batı kapitalizminin sözcülüğünü yapmışlardır. Yanlış sorulan soruya doğru cevap verilebilir mi? Oysa geriliğin gerçek nedenini kapitalist yayılma ve emperyalist sömürüde ve biçimlendirmede (biçimsizleştirmede) aramak gerekiyordu. Nitekim, Batı kapitalizminin etkisi altına girmeden önce Doğu halkları ve diğer yarımküredekiler "geri" değil, farklıydılar. Azgelişmiş asla değildiler.
Sayfa 169 - Yordam Kitap, 2. Basım, Mart 2019 (İlk basım tarihi 1991)·Kitabı okudu
Bizlere "tefekkür" ve "tahassüs" kabiliyetlerini lûtfederek "mârifetûllah" yolunu açan, sonsuz kerem ve ihsan sahibi Rabbimize nihâyetsiz hamd ü senâlar olsun!...
Sayfa 5 - Erkam Yayınları, İstanbul 2016