Kübra

...sürecin bir de öbür yüzü var. 80'lerde yalnızca özel haya­tın dili kamusallaşmadı, kamunun dili de giderek özelleşmeye, "dış" da "iç"miş gibi yapmaya başladı. Bu dönemin haber der­giciliğinin en önemli yeniliği, haberi mutlaka özel hayatlara gönderme yaparak aktarması, haberi okura bir hayat hikâye­siymiş gibi sunmasıydı. Reklam spotları gibi haber başlıkları da özel mesajlara dönüştü (Bir Caz Gecesi Rüyası, Felsefenin Sefaleti, Trafiğin Dayanılmaz Ağırlığı, Yeşil Salatanın Daya­nılmaz Hafifliği). Eleman arama ilanlan giderek "hayat arka­daşı" ilanlarına benzemeye başladı. Bu ilanlarda resmi dil ye­rini birçok yerde kişisel, samimi olmaya çalışan, teklifsiz bir dile bıraktı. Reklam şirketlerinin başlattığı, zaman zaman baş­ka alanlara doğru genişleyen bu ilan dilinin temel özelliği, iş­ yeri ile özel hayat arasındaki farkı ortadan kaldırması, insanların örneğin "güleryüzlülük"leriyle, "sıradışılık"larıyla, işe duy­dukları "tutku"yla, kısacası kişilikleriyle, bir mutluluk vaadiy­le çağırıyor olması. Öyle ilanlar ki bunlar, insanları belirli bir “iş”i üstlenecek işçiler olarak değil, belirli bir "hayat tarzına uyum gösterecek, işverenleriyle ya da diğer işçilerle sanki bir özel hayatı paylaşacak kişiler olarak tanımlıyor.
Sayfa 67 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ahmet Oktay Toplumsal Değişme ve Bonn’ da, son yıllar­ da haber başlıklarının enformatif olmaktan çok imajinatif bir özellik kazandığını, buna bağlı olarak da başlıklardan fiilin kaldırıldığını vurguluyor. Oktay’a göre "Adalet Sancılı", "Me­mura Bir Parmak Bal” gibi fiilsiz başlıkların bir işlevi de "oku­run habere kışkırtılmasıdır. Fiilsiz başlık, haftalık haber der­gilerinin de sık sık kullandığı bir başlık biçimi: Üç Vakte Ka­dar Komünist Parti, Köylüye 500 Milyonluk Kazık, Siyasette Parfüm Kokusu, Beyoğlu Kan Revan, Tarikatlar Mecliste, Grevcilere Halk Desteği, Askere Oruç İzni. Başlıklardan fiilin kaldırılmasının, Oktay'ın sözünü ettiği ''kışkırtıcılık'' dışındaki işlevleri üzerinde de düşünülebilir. Ad, veri olanı çağırır, sa­bitler. Fiilsiz başlık değişmekte olan, ya da değişme ihtimali olan bir dünyadan haber vermek, bir oluşa dikkati çekmek yerine, hayattan yapılan bir alıntıyı bir imaja dönüştürüp her gün sözün dünyasını yeniden kurar bize. Cümlede adın fiilin yerini alması, fiilin hayattan kovulduğu, verilere mahkûm kalınan bir stabilizasyon ortamının dildeki karşılığıdır.
Sayfa 47 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Herkesin hep birlikte her şey olmak istediği, bunun temrinini yaptığı bir andan sonra, 80'ler bu kuşağa pek çok şey vaat etti. O güne kadar feragat ettiği, ertelediği şeyleri; kurumsuzluğun verebileceği serbestliği, o zamana kadar bir misyon adına bas­tırdığı her şeyi. Örneğin, artık bir özel hayatı alabileceğini, çe­kinmeden taşralı olduğunu söyleyebilmeyi, İbrahim Tatlıses'i utanıp sıkılmadan dinleyebilmeyi, imkânlar dünyasından ya­rarlanabilmek için illa yüksek kültürden olmak gerekmediğini.
Sayfa 19 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Bize birer imkân gibi görünenlerin gerçekten birer imkân olup olmadığını, ya da kendilerini bize birer imkânsızlık ola­ rak sunanların gerçekten birer imkânsızlık olup olmadığını henüz tam bilemiyoruz.
Sayfa 16 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Sonuçta birçok şeyi aynı anda, aynı kısa zaman aralığında yaşamak zorunda kaldık: Baskı döneminin olağanüstü koşullarını, Kemalizmin bu topluma sunduğu modernleşme vaadinin çöküşünü, bu tonluma biçtiği modern kimliğin parçalanmasını, Türkiye'nin Doğulu ya da taşralı yüzünü kültürel alanda ve yeniden keşfetmesini, seçkinciliğin bastırdığı her şeyin geri dönüşünü, tüketim toplumunun vaatlerini, birden bir bolluk toplumu görüntüsü yaratmayı başaran medya ve reklamcılığı ve bütün bunların hem kalabalıklara hem aydınlara vaat ettiği yeni imkânları...
Sayfa 15 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı