Birincisi, geçmişte kamusal ya da kültürel ifade alanının dışına itilmiş içeriklerin bir zamanlar açıkça susturulmuş olma sındaki şiddeti kaydetme isteğiydi. İkinci neden ise bu şidde tin, kültürün daima içerdiği bu barbarlığın yeni kurgular üze rindeki kaçınılmaz etkisini, bugün kültürel alanda verilen mü cadelenin alacağı biçimi etkileyeceğini gösterebilmekti. 80'lerdeki kültürel ortam, bir zamanlar "bastırılmış" ve şimdi "geri dönen” arasındaki ilişkinin bu ikili tabiatını görmemizi sağladı.
Birkaç şeyi birden yapmaya çalışmıştım Vitrinde Yaşamak'ta... Öncelikle, Türkiye'de bir siyasi darbenin hemen ardın dan, devlet şiddetiyle ve haksız bir savaşla kurulabilmiş bir pi yasanın içine doğan yeni kültürel ortamı çözümlemeyi deni yordum. Ama şiddetin açıklamadığı olgular da vardı orada. Nasıl oluyor da bu değişim kendini kültürel alanda bir özgür lük vaadiyle, bir özerklik iddiasıyla varedebilmişti? Daha da önemlisi, bu vaat neden bu kadar etkili olabilmişti? Türkiye modem kültürünü oluştururken o güne kadar neleri dışarıda bırakmış, neleri kültürel ifade alanının kıyısına itmişti? Modern kültürün oluşum sürecinde bastırılan içerikler 80'lerde nasıl, ne olarak ve nereye geri dönmüştü? Hangi ihtiyaçlar doğrultusunda, nasıl yeniden kurgulanarak gündeme gelmişti?