Zeynep

Şimdi ne durumlara düştük ikimiz de. Sen öldün; ben de koridorlarda, anlamsız bekleyişlerin içinde ölüyorum. Gerçekten öldün mü Selim? Bu yalnızlık dolu koca dünyada bütün tutunamayanları öksüz bırakıp gittin mi?
Sayfa 297
Edebiyat
Reklam
Ne anlamsız bir yaşantı. Dolabın kapağında bir yazı: yangında ilk kurtarılacak eşya. Onu değil beni kurtarın. Nasıl dayanabilirim ben, Turgut Özben, bu beklemeye?
Sayfa 296
Edebiyat
Ne garip bir milletiz... bizi kim anlayacak? Kayınpeder diyormuş ki hakime: sayın hakim bey, ben onu subay zannetmiştim: fakat, affedersiniz, öğretmen çıktı. Affedersiniz.
Sayfa 295
Edebiyat & Roman
Memur sınıfı diyorlar. Bir zamanlar ne kadar gözdeymişler. Bir de subaylar.Kızımı bir memura verdim; kızımı bir subayla evlendirdim! Demek o zaman insanla evlenmek âdeti yokmuş. Ya öğretmenler? Onların durumu acıklı.
Sayfa 295
Hayat
Ordunuzun başında bulunsaydınız söylentilere yer kalmazdı efendimiz. Bu sıcakta mı Olric? Hem, ben kan görmeye dayanamam: bayılırım. Onların, bu kızgın güneşin altında nasıl öldüklerini düşünemiyorum. Ölüler için sıcak da soğuk da birdir: duymazlar efendimiz. Söyleme Olric: fena oluyorum.
Sayfa 278
Edebiyat
Reklam