"Zaten bu yaratıklar görselerdi, duysalardı savaşı, bütün yaratıklar duyabilselerdi savaşı çığlıklarını bu dünyada savaş olamazdı. Savaşın iğrençliği bilinmeyen bir şeydir de... Savaşın kötülüğü saklanan bir şeydir de yaratıklar onun için kabul edemiyorlar savaşı." "Düşünce bu dünyada her şey sonsuzdur. Karınca da olsa düşünce bir gün bir yolunu bulup fili yener". "Düştük bir ormana yol belli değil... Yatarız yatarız gün belli değil."
"Ben onları bildim bileli nereye burunlarını sokmuşlarsa berbat etmişlerdir. Çok övüngen yaratıklardır, bir yaparlarsa bin övünürler. Soracağıma da kendilerini evrenin kilidi sanırlar. Hepsi de az çok delidirler. Sonra da o insanar var ya, bizim gibi değildirler, onlar ölümlüdürler. Ölümlü olduklarını bilip,ölüm karşısında delirmişlerdir. Bu yüzden doğaya, kendi kendilerine, yıldızlara, her şeye kinle bakarlar. Sevgileri tükenmiş. Sevmeyi unutmuşlar, yaşam sıcaklığını yitirmişlerdir. Şimdi bu sarayı,bu tahtı görseler ya yıkar,boraz,yerle bir ederler, ya da durmadan birbirlerine satarlar."
"İnsanlar var ya ölümlüdürler. Ölümlü olduklarını bilip ölüm karşısında delirmişlerdir. Bu yüzden doğaya, kendi kendilerine, yıldızlara her şeye kinle bakarlar. Sevgileri tükenmiş sevmeyi unutmuşlar. yaşam sıcaklığını yitirmişlerdir..."
" Umutların bedeli gelecekte dökeceği gözyaşları olacaktı. Çünkü, hayalden doğan umutlar, genellikle zaman içinde kırılıp giderler, temelleri yoktur. Tıpkı köksüz ağaçlar ve çiçekler gibi... Hayallerin trajik kaderi budur.