Z.

İçimdeki Tanrı'yı neden öldüremiyorum?
9/10
·104 syf.··
2025 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 19:56
Anlamını bilmediği bir hayatı yaşamayı men eden Tolstoy yaşadığı ontolojik sancılar ile derin bir bunalıma girer. Bu bunalım Tolstoy'u o kadar çaresiz bırakır ki Tanrı'yı reddetmenin acısından kurtulmak için yine Tanrı'ya yakarır. Ancak tanrının tahtı, yakarışların ulaşamayacağı kadar Tolstoy'un vicdanından uzaktır. Anlamını bulamadığı bu hayatı bir iple mi yoksa kurşunla mı bitirmesi gerektiğini sorgulayan Tolstoy'un yüreği acı bir duyguyla çırpınıyordu. Tolstoy bu duyguya 'Tanrı'yı aramak' diyordu. Yüreğinin çığlığı ve tanrının suskunluğuna rağmen. .. "Tanrıyı tanırsam yaşarım, unutursam ölürüm."
Duygu ve Düşünce
İtirafLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
Reklam
Anne, benim doğmamam gerekirdi...
10/10
·184 syf.··
2024 17. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2024 23:05
Bu cümleyi kurmaya mecbur bırakılan 5 yaşındaki bir çocuğun hikayesi. Ailesi ve çevresi tarafından sürekli şiddete ve hakarete maruz kalan Zezé derin bir sevgi açlığı çeker. "Tanrım! Hiç bu kadar sevgiye susamış bir Küçük yürek görmedim." Tanrıyı dahi imrendirecek bir hayal gücüne sahip olan Zezé bahçedeki portakal ağacı ile arkadaş olur çünkü onu koşulsuz seven, dertlerini dinleyen ve en önemlisi onu dövmeyen tek canlı 'Minguinho' adını verdiği şeker portakalı ağacıydı. Ta ki yaşlı 'Portuga' ile tanışana kadar. Nefretle başlayan bu tanışma sonsuz bir dostluğun başlangıcıydı... "Portuga!" "Hımm..." "Hep senin yanında olmak isterdim, biliyor musun?" "Neden?" "Çünkü dünyanın en iyi insanısın. Senin yanındayken kimse beni azarlamıyor ve gün ışığının yüreğimi mutlulukla doldurduğunu hissediyorum." José Mauro de Vasconcelos Şeker Portakalı
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
Tanrım kollarını açar mısın, sarılacak kimsem kalmadı.
9/10
·155 syf.··
2024 12. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2024 22:33
Okuduğum bu kitabın etkisinden hâlâ çıkmış değilim. Kitap, içinde Frankl'nin de bulunduğu bir tren dolusu Yahudi'nin Auschwitz toplama kampına götürülmesi ile başlar. Elektrikli tellerle çevrili bu kampa girdiklerinde, geriye çırılçıplak bedenlerinden başka hiçbir şey kalmamıştı. Okuduğum her sayfada kitabı kapatıp camdan gökyüzüne bakarak defalarca şükrettim. Bir insanın sahip olduğu için gurur duyacak tek şeyin özgürlük olduğunu bana bu kitap öğretti. Yaşlı, hasta, engelli insanların gaz odalarına götürülüşü.. İçinde çocukların da bulunduğu yığın dolu insanın banyo yapma bahanesiyle ellerine sabun verilip hepsinin tek bir odada yakılması... Sağ kalan insanların cesetlerin arasında yiyecek bir insan eti araması... Hayatta hiçbir umudu hiçbir amacı kalmayan insanların gerçekleştirdiği toplu intiharlar... Salgın hastalıklar, hırsızlıklar, idamlar... En yıkıcısı ise varoluş sancısı üzerine başlayan anlam arayışı... Bu arayışta bir anlam çıkarmayan insanlar hayatlarına devam edemediler birçoğu faili meçhul intiharlara kurban gitti geri kalan ölmek için Tanrı'ya yakardı ancak sadece kendine bir anlam yaratabilen insanlar hayatta kaldı. Viktor E. Frankl
İnsan ve Hayat
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
ÖLMEK ZORUNDAYIM!
9/10
·128 syf.··
2024 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2024 00:21
"İnsan yaşamı denen mefhum hakkında hiç bir fikrim yok" Kitabın ilk cümlesinde dahi intiharını meşrulaştıran Dazai'nin çocukluğundan beri en büyük hayali yazar olmaktır. Tanrı'nın, her gece yazar olmak için kendisine ettiği dualarını gerçekleştirmek için acı ve ıstırabın doruklarında kendisini beklediğinin farkında değildir. "Büyük bir insan olmak istiyorum" diye başlayan duaları "ölmek istiyorum" diye devam edince insanlığını yitirdiğini ve daha da kötüsü geri dönemeyecek kadar yorgun olduğunu kabul eder. (Ölmek istiyorum. Şimdi her zamankinden daha çok ölmek istiyorum. Artık dönüş yok.{ Sf:110}) Günahkar Bir meczubun isyan dolu feryatlarıyla doğurdu bu kitap 3 hatırattan oluşur: İlk hatıratı çocukluk yıllarında insanlara karşı büyük bir korku duyduğunun ancak bu dehşetli korkuya rağmen onlardan uzak duramadığının yıkıcı gerçekliğiyle yüzleşmesini anlatıyor. (İnsanların beni dibine kadar dehşete düşürmesine rağmen onlardan ne yaparsam yapayım kopamıyor gibiyim. {Sf:14}) Henüz ölümün sadece masallarda geçen soyut bir kavramdan ibaret olan bu masum çocukluk dönemi, onu pes ettirmekten ziyade yeni yollar aramaya sevk ediyordu. Bunun sonucunda Dazai "SOYTARI" adını verdiği bir persona (maske) yarattı. Bu soytarı ile insanları güldürerek insanlar tarafından "farklı" damgası yememek üzere verdiği bu gayret, buğday misali Deniz'in azgın sularına Adem gibi kendini teslim edene kadar devam etti. İkinci hatırat ailesinden, kendisinden ve pes etmeden, intiharı düşünmeden, yaşama özgüvenine sahip insanlardan uzaklaşmasını anlatır. Kendisiyle beraber büyüyen soytarısının bir gün keşfedileceği endişesi onu insanlara karşı sürekli tehlike altında olduğunu hissetmesi ve bu durumun ona her saniye cehennem yaşatmasını anlatır. Aynı zamanda bu dönem onun kadınlarla tanışıp
Hayata Dair
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,2bin okunma