Hayat ve zaman, bir daire üzerinde akar. Dümdüz bir yol üzerinde değil... Meşhur bir filozof da, hatta fezanın bir daire şeklinde olduğunu iddia etmiştir.
Ben Fransa'da talebeyken, bu daire sırrını pek hoş belirten bir hadise gördüm: At yarışı, bilirsiniz ki, bir daire üzerinde olur. Askeri bir yarıştı ... Subayların yarışı.Hep beraber kalktılar. Eh, biraz geri, biraz ileri fakat bir bütün halinde gidiyorlar... Farkları az.... Fakat bir tanesi, atını hareket ettiremedi, ona hâkim olamadı; ıslıklar, yuhalar arasında zor belâ çıktı yola... Üç devir yapacaklar. İki devri bitirdiler. üçüncü devre yaklaştılar. O daha birinci devirde. Grup son devri bitirir ve potaya yaklaşır, varış noktasına gelirken, mahut at daha birinci devrini bitiriyor ve öbür atların önünde erişiyordu varış noktasına. Ve yuha çektiler o önde gelene.. Utanmadan önde geliyorsun, gibilerden... İşte bizim gerici liğimiz buna benziyor... Biz yüz milyon devir ilerdeyiz... Sahte nisbet oyunları ile bir ân için zaman-mekân hokkabaz yapanlar, basit kemmiyet hileleri düzenler, bize "gerici"diyor.. Bizm ne kadar ileride olduğumuzu anlamaları için,onların bizm yaptığımız devir kadar devri tamamlamaları lazımdır.