Zeynep

Zeynep
@Zeyneppppppp_
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 09:01
Jack London'ın müthiş kaleminden bir roman, uzun zamandır güzel bir roman keşfedemediğimi düşürken iyi denk geldi. Bir kitap kurdu olan Humpry Van Weyden'in bir gemi kazası sonrası kurtarılması (alıkonulması) ile deniz kurdu olma süreci başlar. Onu kurtaran kaptan Walf Larsen acımasız, güçlü, sadece kendi çıkarlarını düşünen, ahlaki ilkelerden yoksun biridir. Kimse ona karşı koyamaz, baş edemez. Hayalet adlı gemide garip bir hükümdarlık sürer. -SPOİLER- Başka bir gemiye denk geldiklerinde kurtulması için bir fırsat çıkar ama Walf Larsen onu bırakmaz. Denk geldiği, kurtardığı tüm kişileri tayfa olarak gemisinde alıkoyar, çalıştırır. Bizim kitap kurdunun da macerası böyle başlar. Öncesinde mesleği yazarlık olan, her şeyinin önüne gelmesine alışık olan kahramanımız gemide hayatı ve denizciliği öğrenir, güçlenir ve ikinci kaptanlığa kadar yükselir. Ama Walf Larsen'in mutlak gücü karşısında çaresizdir, direnemez. Walf Larsen'in acımasızlığından nefret eder, diğer tayfalara olan davranışlarına dayanamaz ama karşı koyacak gücü de bulamaz. Diğer tayfalarda olduğu gibi.. Karşı koymayı deneyen iki kişiyi haftalarca nasıl öleceklerini bekleme korkusuyla bir işkencenin içine savurmuştur çünkü. Sonrasında kaçıp kurtulmayı denediklerinde ise peşlerini düşüp bir fırtınanın içinde fareyle oynar gibi umutlarıyla oynayıp ölüme terk etmiştir onları. Ya da aşçıyı şakasına gemiden sarkıtıp köpek balığının ayağını koparmasına sebep olması.. Herkes ondan nefret eder ancak kaçmaya güçleri yetmez. Bir zaman sonra başka bir gemi enkazından kurtarılan bir kadının gelişiyle gemide pek çok şey değişir. Humpry ona aşık olur ve Walf Larsen'e direnmesi için sebebini bulur. Aşk. Herhalde tüm olmazları olduran az sayıda sebepten biri... Bu kadın da yazardır hatta önceleri yüzyüze görüşmeseler bile
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,3bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
8/10
·400 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 11:10
Okumayı yeni bitirdim ama hâlâ etkisinden çıkamıyorum. Kitap rahatsız edici derecede gerçek ve etkileyici. Oldum olası Orhan Kemal'in kitaplarını severim; dilini, kurgusunu, seçtiği konuları özellikle de fakir halkın günlük hayatını, ekmek kavgasını anlatan konuları... Bu kitapta da yine yine günlük hayatı konu almış yalnız bir farkla bu kez ev içi ön planda. Kaynanayla yaşayan genç bir çift ve oğulları.. Bir yandan dindar takınan,hafifmeşrep ve ortalık karıştırıcı kaynana, bir yandan sessiz ve sadece susmayı yol edinmiş gelin, bir yandan da ikisi arasında napıcağını bilmeyen farklı istekleri olan damat ve tüm bunlardan etkilenen ufak bir çocuk. Günlük ev hayatını konu alması bir yana olay örgüsü de çok iyi kurgulanmış. Başlangıçta kendimizi bir evde huzurlu bir akşamda bulurken bir adli vaka haberi geliyor ve ölen kadın üzerinden geçmişe dönülüyor. Kitabın sonunda da yine çok iyi bir şekilde başlangıçtaki huzurlu akşama bağlanılıyor. Bir yandan da dönemin olaylarına minik minik atıfta bulunuyor. Osmanlı'nın çöküşü, yeni Türkiye'nin doğuşu ve o dönemde Atatürk'e olan farklı bakış açıları, dönemin atmosferine de ışık tutuyor.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
7/10
·80 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 09:53
Salomé, kadınların bağımsızlaşmaya başladıkları dönemde bir aşkın, evliliğin boyunduruğu altında erkeğin isteklerine göre yaşamak yerine kendini gerçekleştirmeyi seçen bir kadını anlatıyor bu kitabında. Burda iki düşünce çıkıyor ortaya önemli olan kendini, hayallerini gerçekleştirmek mi evlilik mi ya da üçüncü bir seçenek olarak ikisi de birlikte mümkün olur mu acaba?.. Kitap ince ve bir solukta okunabilecek akıcılıkta ama daha uzun ve detaylı olsaydı belki de daha güzel olurdu. Daha detaylı incelenmesi gereken önemli bir konu aslında.
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
6/10
·288 syf.··
2025 3. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2025 21:58
Bu kitabın öncesinde de yine mikrobiyotaya dair bir kitap okuduğumdan mı bilmiyorum ama bana yeterli gelen bir kitap olmadı. Yazarın konudan bahsederken sürekli araya gereksiz bilgiler vermesi sıkıcıydı. Örnek vermem gerekirse mesela bi konuda yapılan bir deneyden bahsederken hayvanlarda nasıl uygulanacağı kısmına fazla detaylı girip sonrasında sonucundan ve insanlar üzerindeki etkisinden yeterli bahsettiğini düşünmüyorum. Ya da ilerde şu konularda bilgilendireceğim diye belirttiği konulara tekrardan girmemişti. Ama dili akıcı ve herkesin anlayabileceği bir seviyede yazılmış. Mikrobiyota konusuna giriş için tercih edilebilir bir kitap aslında. Buraya da kitaptan hoşuma giden alıntıları bırakmak istiyorum, tek tek paylaşmamak adına: "Diyabet beyinde bunamayı tetiklemektedir. İnsülin direnci oluştuğunda, amiloid adlı protein beyinde yıkımı sekteye uğrayabilmektedir. Beyinde amilodi birikmesi Alzheimer'a bağlı demansın patolojik özelliklerinden biridir ve oldukça tehlikelidir." "Son dönem yapılan birçok çalışma yüksek şekerim Alzhemir hastalığını tetiklediğini öne sürmektedir." "Yapılan çalışmalar, gluten ve karbonhidratların en aza indirildiği diyetlerde depresyonun gerilediğini, yorgunluk şikayetlerinin azaldığını ve birtakım bilişsel konularda iyileşmeler görüldüğünü öne sürmektedir." "Yakın dönemde tükürük içerisinde ağrı kesici özellik gösteren opiorfin maddesi keşfedilmiştir." "Sabah kalktığınızda ağzınızda oluşan kokunun sebeplerinden biri de uyku sırasında tükürük bezlerindeki aktivite baskılanmasıdır.... Tükürük salgısının azalmasından dolayı, ağız içerisinde bazı bakteriler daha hızlı ürerler." "Ama ilginç olan, kuşların acı biberleri tüketmede herhangi bir sorun yaşamamasıdır. Acıyı algılayan reseptörleri olmadığı için oldukça acı biberleri çatır çatır
Bilim
Beyinde Ararken Bağırsakta BuldumSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20178,6bin okunma
"Micropia'ya Hoşgeldiniz..."
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2025 20:51
"Mikroplar kötüdür" algısının yanlışlığından da öte "İyi mikrop, kötü mikrop" algısı da yanlıştır. Mikroplar hayatın başlamasına yardımcı olan ve o zamandan sonra sürekli canlı etkileşimlerinin hemen hemen hepsinin içinde olan her faydalı ya da zararlı etkileşimde olan canlılardır. Örneğin "Midede yaşayan Helicobacter pylori ülsere ve mide kanserine neden olurken yemek borusu kanserine karşı koruyucu etki gösterir." Sonuç olarak bir mikrop direkt bir canlı için de zararlı olarak nitelendirilemez. Hatta zararlı olma durumu organdan organa bile değişebilir. Mikroplar zararlıdır deriz ama mikroplar aslında vücut için o kadar gereklidir ki en basitinden iltihap süreci: Bu süreçte bazı mikroplar bağışıklık hücrelerini uyarırken diğerleri de iltihap önleyici hücreleri uyarır. Bu dengeyle birlikte tehlikelere aşırı değil normal bir tepki vermiş oluruz. Bağırsak bakterileri... Onların varlığı ve gerekliliği bambaşka bir mevzu.. Ordaki bakterilerin varlığı ve mikrobiyomun değişimi karakter değişimine kadar varan etkilere neden olabiliyor. "Dışkınız küçükse, hastaneleriniz büyüktür." Bağırsaklarımızı ne kadar lifli besinlerle beslersek ordaki bakterileri o kadar iyi beslemiş oluruz, bu da normal mikrobiyomu korumamızda önemlidir. Lif oranı azaldıkça bakterilerimizi açlıktan öldürürüz ve mikrobiyom inanılmaz bir şekilde değişebilir. Anne sütünün içerdiği İSO (insan sütü olisakkariti) bambaşka bir mucize, bunu bebekler sindiremez. O halde neden sütün içeriğinde bulunur? Bebeğin bağırsak hücrelerindeki mikropları besler, aynı zamanda mikrop da bebeği besler. İSO'lar ayrıca ateşi bebeğin üzerinden kendi üzerine çeken sahte hedef gibi davranır. Hatta HIV'in bile yolunu tıkayabilir, işte bu sebeple virüslü sütü içmelerine rağmen bazı bebekler enfekte olmazlar. Bakterilerin bizler
Bilim
MikrobiyotaEd Yong · Domingo Yayınevi · 2025743 okunma