II. Abdülhamid'in istibdat rejimine karşı başlatılan Genç Türkler hareketinin liderlerinden olan Enver Paşa 1908 yılında Meşrutiyetin ilan edilmesinden sonra başarı basamaklarını hızla tırmanır. Hem mensup olduğu Partinin iktidarda olması,hem de saraya damat olması sebebiyle 34 yaşında Paşalığa yükseldirilerek Osmanlı Ordularının Başkomutanı olur.
Enver Paşa, seveni ve sevmeyenleri ile tarihimizin en çok konuşulan, tartışılan kahramanlarından bir tanesidir.
Balkan Savaşlarında perişan olan orduyu gençleştirip,disiplinli hale getirir. I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Ordusunu demir disiplin ile yönetmiştir. İki yıl süreceğini öngörülen savaşı dört yıl gibi uzun bir süreye yaymış ve Osmanlı Devleti'nin yok olmasını engellemeye çalışmıştır.
Enver Paşa, yakın çalışma arkadaşları tarafından korkusuz bir asker olarak anlatılır. Bu korkusuzluğunu savaşlarda yakınan görüyoruz. Askerlik kariyeri boyunca hiçbir düşmana boyun eğmemiştir. Bu demirden yaratılışlı adam sadece aşkı karşısında boyun eğmiş,gözyaşı dökmüştür. Enver Paşa'nın kişisel mektuplarında yer verilen kitapta Enver'in kişiliği hakkında da yeterli bilgiye sahip oluyoruz. Kişilik olarak mülayim,yardımsever,adaletli, çalışkan,korkusuz bir kişilik görüyoruz. Enver hayatının ilk döneminde hürriyet kahramanı, ikinci döneminde ise Rus ve İngiliz Emperyalizme karşı Müslüman halkların kurtarıcısı olarak karşımıza çıkar. Bazı insanlar vardır. Yaşadıkları çağın insanı değillerdir.
Enver Paşa yaşadığı çağın insanı değildir. Enver Paşa, Malazgirt'te Alparslan ile beraber, İstanbul surları önünde Fatih ile beraber at koşturması gereken heyecanlı, vatansever,cesur ve akıncı ruhludur. Yaşadığı süre içinde bir türlü bu dünyaya sığmamış, mizacı gereği huzurlu bir hayat sürmemiştir. O hep önde olmalı bayrağı İslam'ı ve Türklüğü daima