İnsanlar huzur bulsunlar, iyi olsunlar, Tanrı'ya yakın olsunlar diye vardır ibadethaneler. Otuz bin insanın elinize bulaşan kanını yaptığınız bir tapınakla silemezsiniz. İsterse yeryüzünün en muhteşem yapısı olsun, isterse en kutsal binası olsun. Mermer, taş, ahşap, bakır, demir hatta altın, insan kanından daha değerli değildir.
Başta milli mücadelenin heyecan kaynağı Halide Edip, Yunus Nadi ve Celal Nuri olmak üzere Wilson Cemiyeti'ni kuran birçok aydın Mustafa Kemal Paşa'nın kesin tavrından sonra kurtuluş mücadelesini desteklemeye başlayacaklardır. O kesin tavır şöyle ifade edilmiştir:
"... Hâkimiyet-i Milliye esasını ve Meclis-i Milli kararını ifadelendirmeyen hiçbir antlaşmayı, hiçbir taahhüdü kabul etmeyecek ve tanımayacağız (...) tek ve değişmez parola şu-dur. Tek tepe, tek kurşun kalıncaya kadar mücadele! Yahut ya istiklâl ya ölüm!"
Anadolu gazetesi, "şehirdeki gazinoların baştan aşağı Yunan bayraklarıyla süslendiğini", "Kozmos gazetesi Müdürü Vitales'in Paris ve Klonaridi gazinolarında hâkimiyet-i Osmaniye aleyhinde irad-ı nutuk ettiğini" ve "şarkıcı Madam Galinea'nın elinde iki Yunan bayrağı olduğu hâlde sahneye çıkarak Yunan marşını teganni ettiğini" yazmakta idi.
O, gecenin geç vakitlerine kadar şehrin meydanlarında, meyhanelerinde, kahvehanelerinde söylenen marş, şu marştı:
E siz Türkon sfaksete
Ton tiranon sfaraksete!
Bu şu demektir:
Türkleri kesiniz!
Zalimleri parçalayınız!
Türk milletinin okuduğu Kur'an-ı Kerim'in anlamını bilmemesinden yakınan Atatürk, bu konuda şunları söylemişti:
"Türk, Kur'an'ın arkasından koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde ne var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın."