Serinin ilk kitabını aşırı beğenmiştim ama ikinci kitabı çok daha yüzeysel hissettirdi. Sayfalarca sadece ahlar vahlar kahretsinler insanın içini bayıyor. 200 sayfalık bir kitap da olabilirmiş güzel kısımlarıyla diye düşündüm okurken sadece. Memed in ilk defa kendi benliğini sorgulaması ve abdi gitti hamza geldi hamza gitti veli geldi veli gitti ahmet gelecek döngüsünü fark edip artık savaşacak bir sebep bulamaması baş konu gibi hissettirdi. Yer yer cumhuriyetin vaatlerinin olmayışı, Mustafa Kemal paşaların havada uçuşu her yerde riyakarlık, güzel konular ama bunlar koskoca metnin içinde toplasanız 20 sayfa ancadır. Yaşar Kemal in üslubu beni burada çok sıktı. Serinin diğer kitaplarını belki çok daha sonra okurum. Söylemem gerek ki en çok bu kitapta Seyran’ı ve onun hikayesini beğendim sonra o da pek bir yere bağlanmadı. Sadece ahlar vahlar ah beyim oh ağam 400 sayfa bu geriye kalan 60 sayfada dediğim iyi kısımlardı. Yine sonu güzel bitti zaten bildiğimiz ve olması gerektiği şekilde. iyi okumalar.
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202039bin okunma
Bu din ve vatan tehlikeleri karşısında yalnız bir kurtuluş yolu vardır ki, o da bilimlerde, sanayide, askerlik ve hukuk teşkilatında Avrupalılar kadar ilerlemektir yani medeniyette onlarla eşit olmaktır. Bunun için de tek bir yol vardır: Avrupa medeniyetine tam olarak girmek.
Agatha Christie’nin okuduğum ilk kitabı oldu bu kitap. Muhteşem bir kurgu ile yazılmış polisiye kitabıydı. Gizemli olayların perde arkasını okuduğumda hiç beklemediğim bir sonuçla karşılaştım ve muhteşem düşünülmüş dedim. Akıcı ve sürükleyici bir kitap olmasının yani sıra asla da elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir kitap. Okunmasını tavsiye ederim.
Hayyam’ın ve Sabbah’ın öyküsünün ardından bir de aşk hikayesini okuyabileceğiniz dolu dolu bir kitap.
Öncelikle kitabın kısımlarından bahsetmek istiyorum. Kitap dört kitaptan yani kısımdan oluşuyor. İlk iki kitap Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah’ın hayatını, birleşimlerini, dostluklarını ve dönemini anlatıyor. 11. yüzyılda yaşanan bir çok tarihi sahneyi okuyorsunuz roman edasında. Tarihi bilgileri roman şeklinde okuduğunuz için de hiç sıkılmıyorsunuz zaten. Bu yönü bana oldukça keyif verdi diyebilirim. Tarihi, bu tarz kitaplardan öğrenmek bana daha eğlenceli ve tatlı geliyor. Döneme ve kişilere dair birçok bilgiyi bu iki bölümde keyifle alıyorsunuz.
Üçüncü ve dördüncü kitap kısmında ise 11.yüzyıldan bir anda 19. yüzyıl sonları 20.yüzyıl başlarına gelip farklı fakat 11.yüzyılla bağlantılı bir kısım okuyoruz. Bu kısımda Ömer’in rubailerine aşık bir ailenin evladının Iran’a doğru giden yolculuğunu ve İran’da kaldığı süre zarfında başından geçen birçok olayları okuyoruz. O dönemin İran tarihinden ve çevre ülkerinden birçok tarihi bilgi edinmiş oluyorsunuz. Ve tabi ki bir aşk hikayesi de saklı sayfalar arasında, fakat en güzel kısmı ise son sayfalarda saklı. Herkesin bildiği bir olayla kahramanlar bize veda ediyor. En başarılı bulduğum kısım kitabın sonu oldu diyebilirim.
Anlatım olarak sizi sıkmayan bir dile sahip kitap. Bu zamana kadar nasıl oldu da okumadım bu kitabı diyebileceğiniz türden. İki farklı dönem anlatılsa da bağlantı çok çok güzel bir şekilde yansıtılmış, İran tarihine, Ömer Hayyam’a ve Hasan Sabbaha dair çok fazla bilginin yanı sıra da 20. yüzyılın başlarına dair de çok fazla bilgi edinme şansınız oluyor.
Tüm olumlu yönlerini saydıktan sonra olumsuz ve sevemediğim yanlarından da biraz bahsetmek istiyorum kitaba dair. Kitap tarihi olarak güzel bir kaynak