Bir gün hiçbir karşılaşmanın senin dışında gerçekleşemeyeceğini bileceksin. Karşılaşacağın kadın ve erkekler, mozaik taşları gibi senin parçalarını ortaya koyacaklar, sen de onlarla bir araya gelmek zorundasın. Her biri senin olası yaşamlarını temsil ediyor.
İnsanlığı engin bir okyanus olarak düşünürsen, her bir kişi senin psikolojik durumunu yansıtan damlalardır. Unutma: Diğerleri sadece aynadır. Suçlayacak veya kınayacak hiç kimse yoktur. İnsan daima ve sadece kendisiyle karşılaşır.
Gerçek sevgi herhangi bir koşula veya nedene bağlı değildir; "çünkü" ile açıklanmaz.
Örneğin "Seni, yaşlanınca bana bak diye doğurdum" diyen bir annenin sevgisi saf ve karışılıksız bir sevgi değildir. Benzer şekilde, "Senin için tüm ailemi karşıma aldım ama sen bana teşekkür etmedin" diyen bir eşin sevgisi de koşulsuz değildir. Bu cümlelerin alt metninde "seni seviyorum ama karşılığını alamadım, seni seviyorum ama karşılığını vermezsen seni sevmem" anlamları vardır. Bu tür ifadeler, sevginin karşılığında bir şeyler beklenildiğini gösterir ve bu sevgi bir alışveriş beklentisi hâline gelir.
Bizim gerçek sevgiyle,saygıyla, hislerini anlayarak yaklaştığımız çocuklarımız olsaydı, toplum olarak tüm sorunlarımız zaten kendiliğinden ortadan kalkar, zamanla, böyle siyasi gündemleri ve birbirimizi konuşmak yerine sanatı, edebiyatı, başka icraatları konuşur olurduk. Bunu bir türlü yapamıyor olmamız, aile baskısının kısır döngüsünden bir türlü çıkamıyor olmamızdan kaynaklanıyor.