İnsanlar yaradılış gereği madde ile mânâ dengesinde yaşamak isterlermiş. Madde tükenince geride bıraktığı boşluğu mânâ doldurur; yahut mânâ yükselince madde bedeni terk edip gidermiş. Zaten Allah da insanı bu madde-mana dengesi üzerine yaratmış. İnsanın içinde, her biri yarı yarıya etkin imiş. Mutlu olmak veya iyi kulluk edebilmek için maddenin göstergesi olan beden, eller, ayaklar, kirpikler, gözler ile mananın göstergesi olan düşünce, duygu, iman gibi bahisler birbiriyle dengeli tutuşmalıymış. İnsan , bunların her ikisini de eşit kabullenir veya sahiplenirse bahtiyar bir ömür sürermiş
"Dost dosta yâr olmalı, Allah'ın dostluğu rahmetiyle, kulun dostluğu taatiyle görünür. Allah'ın rahmetinin gelmediği hiçbir an yoktur. Kul gelen rahmeti göremiyor diye taatini kesip dostluğu zedelememelidir."