Şeker Portakalı

Ah Bruno, Ah Shumel..
10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 01:30
Kitabı az önce bitirdim ve içimde tarif etmesi zor, birbirine karışmış duygular var. Okurken, dönemin tarihsel arka planına çok hâkim olmadığım için belki de bazı şeylerin farkına tam varamadım; ama son sayfayı kapattığım an, her şey bambaşka bir anlam kazandı. Kendimi bir anda o dönemi araştırırken buldum… belki de bu bir araştırmadan çok, tıpkı Bruno’nunki gibi bir keşifti. Kitap, savaşın karanlığını bir çocuğun saf ve lekesiz bakış açısıyla öyle etkileyici anlatıyor ki… Çünkü biliyoruz ki çocuklar gerçekten de saydamdır; gördüklerini olduğu gibi hisseder ve yansıtırlar. Bu yüzden anlatılan her şey daha derinden dokunuyor insana. Aynı zamanda "dostluk" kavramını da öylesine naif ve güçlü işlenmiş ki, yazar bunu kelimeleriyle adeta hissettiriyor. Tüm bu yönleriyle beni derinden etkileyen, uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir roman oldu. Bana kalırsa herkesin mutlaka okuması gereken, iz bırakan bir hikâye.
Edebiyat
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·180 syf.··
2026 7. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 03:44
Bir kitabın son sayfasını kapattım az önce… Aslında kapattığım yalnızca bir sayfa değildi,şahitlik ettiğim hayatın içine açılmış pencereydi aynı zamanda. İçimde ağır bir hüzün, biraz öfke ve tarifsiz bir kırgınlık kaldı. Çünkü bitirdiğim roman Yüzsüz Hayat ve ustası Adnan hocamdı. Sayfalar ilerledikçe bir kurgu okumadığımı fark ettim. Sanki bir hayatın içinden geçiyor, bir insanın kaderine sessizce eşlik ediyordum. Üstelik anlatılanlar bana o kadar tanıdıktı ki..Bu toprakların suskunluklarını, kırılmalarını, yaralarını bilen herkes gibi ben de o satırlardaki izlere tanıklık ettim. Okurken içimde hep küçük bir umut vardı. Belki sonunda karanlığın içinden bir ışık doğar, belki yaşanan onca acının ardından insanın yüreğini ferahlatacak bir son gelir diye düşündüm. Ama roman bitip son cümle kapandığında anladım ki bazı hikâyeler mutlu sonla bitmek için değil, gerçeğin ağırlığını göstermek için yazılır... Kitap ,en baştan ismiyle bizi içine almayı başarıyordu zaten: YÜZSÜZ HAYAT..!? Ama sayfalar ilerledikçe kendime şu soruyu sormaya başladım: Yüzsüz olan gerçekten hayat mıydı? Hayata bu suçlamayı yöneltmek kolay olurdu. Oysa romanın bıraktığı his başka bir gerçeğe işaret ediyordu. Yüzsüz olan hayat değil belki de.. Yüzsüz olan, insanlığın kendisi. Üstelik yalnızca bedende değil; vicdanın sustuğu, merhametin eksildiği, insan olmanın unutulduğu yerde... Bu hikâyede aşk da vardı elbet.Bir kez daha anladım ki aşk, dünyadaki en güçlü duygulardan biriydi. Ama bazen dünyanın acımasızlığı, en güçlü duyguları bile kırabilecek kadar sert olabiliyordu. Narê ve Yusuf’un hikâyesi tam da bu yüzden içimize işliyor.Çünkü onların yaşadığı acı yalnızca bir hikâyeye ait değil, insanlığın ortak yarasına benziyordu. Roman bittiğinde içimden şu cümle geçiyordu.. “Yüzsüz Hayat" gülemezdi
Duygu ve Düşünce
Yüzsüz HayatAdnan Gerger · Evrensel Basım · 201419 okunma
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 23:26
Tek solukta okuduğum bir kitap oldu. Hem akıcı hem dinlendiren ama aynı zamanda insanın içine dokunan bir yanı vardı. Sayfalar ilerledikçe kitap sevgisinin ne kadar güçlü bir şey olduğunu bir kez daha gördüm. Okurken içimde sürekli bir ses vardı: “Sen de bir yerden başla… Sen de ulaşamayanlara ulaştır kitabı… O sevgiyi sen de kazandır.” Bir hikâye okuduğumu düşünüyordum ama aslında bir sorumluluk duygusuyla karşılaştım. Kitap bana her yönden dokundu diyebilirim. En çok da şunu fark ettim: Kitaplar gerçekten karanlıktaki ışıktır. Ve karanlıkta kalmamızı isteyenler, insanları en çok okumaktan uzaklaştırır. Çünkü bilirler ki okuyan insan öğrenir, sorgular, düşünür. İpi başkasının eline vermez. Kukla olmaz. Kitabı okurken içimde bir Ürgüp özlemi oluştu. Sanki oraya gitsem, Eşekli Kütüphaneci’yi bir köşede görecekmişim gibi… Onunla karşılaşıp kitap sevgisini bir de gözlerinin içinden öğrenecekmişim gibi hissettim. Belki de bir insanın ideali, öldükten sonra bile bir şehri böyle çağırabiliyorsa, gerçekten yaşamaya devam ediyordur. Beni en çok şaşırtan şey ise bu hikâyenin gerçek bir hayattan esinlenmiş olmasıydı. Bu, kitabı daha da anlamlı kıldı. Sevgi, vazgeçmemek,dostluk, sabır ve cesaret… Hepsi bu kitapta öyle doğal ve güçlü işlenmiş ki, etkilenmemek mümkün değil. Kısacası, bu kitap benim için çok kıymetli bir yerde duracak. Kitaplığımın en güzel köşesinde yerini alacak. Ve tüm kitapsever dostlara gönülden tavsiye ederim. Eminim herkes kendinden bir parça bulacaktır.🩷 Fakir Baykurt
Duygu ve Düşünce
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,4bin okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
"Kitap okuyanlar ölmeden önce binlerce hayat yaşar, hiç okumayanların ise sadece bir hayatı olur. " ( George R.R. Martin) Ve bir yaşama daha şahitlik ettim. İçimde büyük bir kırgınlık ile.. Yazarımız, kitapta bizleri sarsacak büyük sahneler kurmamış; tam tersine, neredeyse sessiz bir yerden konuşmuş. Anlatılanların bir kısmı yakın çevremde yaşanmıyor olabilir. Ama var olduklarını biliyorum. Ve asıl canımı yakan, bunların varlığı değil; bizim bunlara giderek alışıyor olmamız. Kitap boyunca şunu düşündüm: Bir şeyler yanlış, ama kimse durup “yanlış” demiyor. Hayat akıyor, insanlar devam ediyor, yaralar görmezden geliniyor... Dikiş Tutmaz, bana şunu hatırlattı: Bazı şeyler gerçekten onarılamaz. Bazı kırılmalar eski hâline dönmez. Ve bazı yaralar, iyileşmek için değil, fark edilmek için vardır. Bu kitabı okurken ne bağırmak istedim ne de susmak. Sadece içimde hâlâ çalışan bir yer olduğunu gördüm: vicdanımı. Belki de bu yüzden metin bende yıkıcı bir etki bırakmadı; aksine, insan kalabildiğimi gösterdi. Toplum çürürken alışmak kolay. Ama alışmamak bedel istiyor. Bu kitap bana o bedeli hatırlattı. Dikiş Tutmaz, bir iyileşme vaadi sunmuyor. Ama şunu yapıyor: Beni, “Bu normal değil” deme cesaretimle baş başa bırakıyor. Ve sanırım benim için bu, bir kitabın yapabileceği en gerçek şey... Ve evet bazı yaralar "Dikiş Tutmaz" Bahar Yaka
Edebiyat
Dikiş TutmazBahar Yaka · Ayrıkotu Yayınları · 20259 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 14:29
İlk kez bir anı kitabı okudum; bu ilk karşılaşmanın böylesine kıymetli bir eserle olması, içimde ayrı bir mutluluk bıraktı. Okurken yalnızca iki büyük söz ustasının tanışıklığına tanıklık etmedim; o dostluğun içine dâhil oldum, hatta yer yer onu yaşadım diyebilirim. Sayfalar ilerledikçe, bu iki güzel insan hakkında ne çok bilmediğim şey olduğunu fark ettim. Kitap, yalnızca anıları kayda geçiren bir metin değil; gerçek bir dostluğun ne olduğunu, değerini ve nasıl kurulduğunu gösteren sahici bir yolculuktu. Beni en çok etkileyen ise Orhan Kemal’in yazarlık serüveninde Nazım Hikmet’in oynadığı belirleyici rol oldu. Bu bağ, ustalığın nasıl aktarıldığını, bir yazarın bir başka yazarın hayatına nasıl dokunabildiğini derin bir sadelikle anlatıyordu. Kitabın son sayfasını çevirdiğimde içimi tarifsiz bir hüzün kapladı; sanki sevdiğim iki insanı geride bırakmışım gibi hissettim. O dönemde yaşamış olmayı, onlarla tanışabilmeyi diledim. Tüm zorlu şartlara rağmen geçmişte bazı şeylerin daha güzel olduğu duygusu kaldı bende: gerçeklik, samimiyet, içtenlik… Ve belki de en etkileyici olanı, bu duyguların satırlardan taşıp bugün bile bize ulaşabiliyor olmasıydı. Orhan Kemal , Işık Öğütçü
Edebiyat
Nazım Hikmet'le 3,5 YılOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20201,040 okunma