Zehra Karahan Acar

Gergin, kaygılı, depresyona giren öğrencilerin özellikleri araştırıldığında ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Bu sorunu en çok yaşayanlar korumacı ve mükemmeliyetçi anne-babalar tarafından yetiştirilen çocuklar. Bu çocuklar belirsizliğe tahammül edemiyorlar, farklılıkları yönetemiyorlar, hep mükemmeliyetçi oldukları için hiçbir şeyi beğenemiyorlar, biraz zorlukla karşılaşınca hemen pes ediyorlar, kendi önceliklerine göre karar veremiyorlar, biraz sabredip zorluk çekerek ulaşabilecekleri hedeflere o sabrı gösteremedikleri için ulaşamıyorlar. Ve özgüvenlerini kaybederek depresyona giriyorlar.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Reklam
O adamların huyuna suyuna hiç bakmazlar. Biz o adamlarla geçinebilecek miyiz, orasını hiç düşünmezler. Bize bir kere olsun “Falan adamı koca olarak ister misin?” yahut “Kimi koca istersin?” diye sormak yok. Bize sadece “İşte seni falan adama vereceğiz” derler, biz de ses çıkarmayız. Ama gönlümüz ne der? “Yarabbi, babamın söylediği adam genç olsun, güzel olsun, iyi huylu olsun.” Gerçi bazen öyle çıkar. Fakat bazen de tam tersi olur. Gider bakarız ki bize koca olacak adam altmış yaşında yahut bir gözü kör yahut burunsuz yahut sarhoş yahut ahmak… Ah siz erkekler, ne kadar zalimsiniz! Bir kızcağızın bir gözü birazcık şaşı olsa yahut bir ayağı hafif topallasa biçare evlenmeksizin ihtiyarlar gider. Kimse almaya tenezzül etmez. Ama sizin en fenanız, en uğursuzunuz, en sakatınız bakarsın kızların en güzelini, en uslusunu alır da biçareyi esir eder!
Sayfa 14·Kitabı okudu
Taşıyabileceğinden fazla meyve vermeye başlayan körpe bir fidan gibi, vaktinden önce faydalı olmak gayretiyle güçsüz omuzlarında taşıdığı aile geçindirme görevinin ağır yükü altında kırılmaya başladı.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Altı ay önce hiç kimsenin tanımadığı bir adamdı. Bugün ise önemli bir bakanlığın müteahhitliğine kadar yükselmiştir. Hangi sermayeyle mi? Bugün bu memlekette kazanmak için halkın ahmaklığından daha büyük ne sermaye ister ve ararsınız?
Sayfa 63·Kitabı okudu
Reklam