Furkan Balta

Furkan Balta
@Zrdst
var olmak! zamana karşı yarış ya da bitimsiz bir koşu sürekli uzaklarla anılan o ezeli yolcunun ardından...
Nicedir bencil monarşinin kurbanı olan halk, tek egemen olduğunu ilan ederek monarşiden sonsuza dek kurtulabileceğini sandı. Peki, monarşi neydi? Bir insanın egemenliği. Ya demokrasi nedir? Halkın, daha doğrusu ulu-sal çoğunluğun egemenliği. Fakat her iki durumda da yasanın değil, insanın egemenliğidir söz konusu olan; aklın değil, istencin egemenliği, kısacası hukukun yerine tutkuların egemenliği. Bir halk monarşik devletten demokrasiye geçmişse bu elbette ilerlemedir, çünkü egemenlerin sayısını artırarak, istenci akılla ikame etme şansını artırmış oluruz, ama en nihayetinde yönetimde bir devrim gerçekleşmez, zira ilke değişmeden kalmıştır. Gel gelelim bugün en mükemmel demokraside bile özgür olunamadığına dair kanıta sahibiz. Hepsi bu da değil. Kral ya da halk, egemenliği tek başına icra edemez; onu vekillerine devretmek zorundadır: Egemenliğin nimetlerinden yararlanan kişilerin daima tekrarlanmasını istedikleri bir şeydir bu da. Bu vekillerin sayısı beş, on, yüz veya bin olsun, ne fark eder ve ismin ne önemi var? Yine insanların hükümeti, yine iradenin ve kaprisin egemenliği. Sözde devrim, sormak isterim neyi devirmiştir?
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Siyaset
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Havarilerin haleflerinin yok etmekle yükümlü olduğu canavarlar, bir an korkuya kapılsalar da, çılgın bağnazlık sayesinde peyderpey yine arzı endam etmeye başladılar; hatta bu kimi zaman rahiplerin ve ilahiyatçıların kasten göz yummalarıyla oldu. Fransız komünleri tarihi, kralların, soyluların ve ruhbanların elbirliğiyle sergiledikleri çabalara rağmen, özgürlük ve adalet fikirlerinin halk arasında yayılmasının tarihidir. İsa'nın doğuşundan 1789 yıl sonra, sınıflara bölünmüş, fakir ve mazlum Fransız milleti, mutlakiyetçi krallığa, derebeyleri ve parlamenterlerin despotluğuna ve ruhbanların bağnazlığına karşı savaştı. Kralın, ruhbanların, soyluların ve halk tabakasının hukuku ayrıydı; bir eyalete, topluluğa, meslek localarına özgü veya doğuştan gelen imtiyazlar vardı. Bütün bunların temelinde şiddet, ahlaksızlık ve sefalet hüküm sürüyordu. Bir süredir reformdan bahsediliyordu; görünüşte reformu en çok arzu edenler onu sadece kendi çıkarları için destekliyorlardı, halbuki asıl kazançlı çıkacak olan halk reformdan pek bir şey beklemiyor ve bu konuda tek kelime etmiyordu. Zavallı halk, kâh güvensizlik, kâh kuşkuculuk, kâh umutsuzluk yüzünden uzun süre hakkını aramaktan çekindi: Halkın hizmet etme alışkanlığının ortaçağda yiğitliğiyle tanınan kadim komünlerin cesaretini silip süpürdüğünden bahsediliyordu.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Felsefe
Yerçekiminin sebebi ve yerin biçimiyle ilgili ne tür bir sistem benimsemiş olursak olalım, fizik bundan etkilenmez ve toplumsal ekonomimiz de bundan ne fayda ne zarar görür. Fakat ahlak dünyamızın yasaları bizim tarafımızdan ve bizim içimizde tatbik edilir. Bu yasalar bizim bilinçli katılımımız olmadan, dolayısıyla da tarafımızdan bilinmiyorsa uygulanamaz. Öyleyse ahlak yasalarına dair bilgimiz yanlışsa, ne kadar iyiliğimizi istesek de kendi kötülüğümüzü yaratacağımız aşikârdır; şayet bu bilgi yarım yamalaksa, kimi kez toplumsal terfiimizi sağlayabilir, fakat uzun vadede bizi yanlış yola sürükleyecek ve en nihayetinde bizi felaket uçurumuna atacaktır.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Felsefe
Fakat söylemem gerekiyor ki, daha en başından, adalet, eşitlik, özgürlük gibi sıradan, ama kutsal kelimelerin manasını hiçbir zaman anlamamış olduğumuzu fark ettim. Tek tek bu kavramların her birine dair fikirlerimiz son derece bulanıktı. Ve aslında bu cehalet, hem bizi yiyip bitiren sefaletin ve hem de insan türünün üstüne çökmüş bütün felaketlerin tek sebebiydi.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Felsefe
Soylu kardeşlerim, tanrı kimseyi insanın düştüğü yere düşürmesin, insanoğlu bezirgan olduktan sonra her şeyi alıp sattıktan sonra, insan olmaktan da çıktı. Yüreği alıp sattı insanoğlu, yürek, yüreklikten çıktı. Aşkı, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, barışı, arkadaşlığı, kandaki sıcaklığı, güzelliği alıp sattı insanoğlu, insanoğlu insanlıktan çıktı, oburlaştı.
Sayfa 82 - YKY·Kitabı okudu
Edebiyat