Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
GÖĞE BAKMA DURAĞI
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Suların ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
"Unutmam mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında, bir mûsikî ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyüklerdi ki, hissedilmezin içinde silinir, yok olurlardı. "
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
Sıradan hayatların ne kadar korkunç olabileceğini bu kitapta çok daha iyi anladım. Arkadaşlarının,ailesinin hayata hiçbir şey olmamış gibi devam edebilmeleri, ki ivan hayatı boyunca çalışmış çabalamış başarılı biriyken..
En çok beğendiğim alıntıysa "Belki de sürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir ".
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
Roman 1970-1980 İstanbulunda geçiyor. O dönemi her ayrıntısıyla öyle güzel anlatıyor ki o sokaklarda ben de geziniyormuşum gibi hissettim. Konuya gelecek olursak Kemal'in saplantılı bir şekilde Füsun'a olan aşkını anlatıyor. Öyle bi saplantı ki ona ait her şeyi biriktirip en sonunda müzeye dönüştürüyor.Kemali başlarda sevsem de -çünkü istanbul beyefendisi gibiydi- sonlara da nefret etmeye başladım.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma