Tibet'in ruhani lideri Dalali Lama'nın bugünkü yaşam biçimimizi çok güzel tasvir eden bir şiiri vardır. "Çağımızın Paradoksu" adli şiirinde Lama şöyle der:
Evlerimiz büyüdü fakat ailelerimiz küçüldü.
Artık daha rahatız ama zamanımız az.
Öğrenim seviyemiz arttı fakat anlama yetimiz azaldı.
Daha fazla bilgili olmamıza rağmen, daha zor karar veriyoruz.
Daha fazla uzmanız fakat daha fazla sorunluyuz.
Daha fazla tedaviye rağmen daha az sağlıklıyız.
Aya gidip gelerek onca yolu kat ettik ama caddeyi geçip yeni komşumuzla tanışmakta geciktik.
Daha fazla üretelim diye yeni bilgisayarlar geliştirdik fakat daha az iletişim kurmaya başladık.
Çok uzun yol kat ettik ama kalitede bir o kadar kısa kaldık.
Fast food ve uzun sindirim zamanı...
Anlamlar büyük fakat karakterler küçük.
Kârlar yüksek fakat ilişkiler yüzeysel.
Şimdi artık pencerelerimizde çok şeyin olduğu ama odamızda hiçbir şeyin olmadığı zaman...
Mahatma Gandhi, insanları ve toplumu mahvedebilecek "yedi ölümcül günah"tan bahsetmiş ve bunları şu şekilde sıralamıştır:
1- Çalışmadan zengin olmak ya da servet sahibi olmak.
2- Bilinçsiz keyif.
3- Karakter olmaksızın bilgi.
4- Ahlak olmaksızın ticaret.
5- İnsanlığa dayalı olmayan bilim.
6- Özveri olmaksızın din.
7- İlkesiz siyaset.
Bu ülkenin bütün ırklarını tek ırk, tek kalp, tek insan haline getiren İslamiyet olmuş. Biolojik degil,moral bir vahdet. Yani vahdetlerin en büyüğü,en mukaddesi. Aynı şeylere inanmak. Ayni şeyleri sevmek, aynı şeyler için ölmek ve yaşamak. Lazı, Kürdü, Arnavudu düğüne koşar gibi ölüme koşturan bir inanç bu. 600 yıl aynı potada erimek ve kainata meydan okumak, zaferden zafere koşmak, beraber ağlayıp beraber gülmek.