Muhtemelen iş hanından enikonu para kazanacak, ama müzayedede bir Hint minyatürü almak, yahut yatla Galapagos Adaları’na seyahat etmek, tayyareyle Capon diyarına uçup Tempuri yemek aklına gelmeyeceği için bu para, kasasını beyhude yere doldurmuş olacaktı. Galiba adam, zenginlik ile refahı aynı şey zannediyordu.
Bakışları yorgundu, çünkü tahsilini Yeni Dünya’nın Baston şehrinde yaptığı için medeniyet denilen illet onu yormuştu. Çarıklı erkan-ı harp, fraklı erkan-ı harp olduğu zaman, kalantor pederi tarafından bu ecnebi memlekete gönderildiğinde, o zamana kadar nimetleri olduğunu gördüğü medeniyetin, aslında tamamen külfet ve çalışmadan ibaret olduğunu anlamıştı.
Kadınlar kavga etmezdi ama bütün kavgalar kadınlar içindi, medeniyeti kadınlar kurmamıştı ama medeniyet kadınlar için kurulmuştu. Kısacası zaten mankafa olan erkek taifesi, cins-i latifi görür görmez daha da bir delirdiği için, onu elde etmek gayesiyle gece gündüz demeden icatlar yapmış, ayağına üşenmeyip keşif seyahatlerine çıkmış, sırf onları tavlamak için kendini paralayıp cilt cilt kitaplar yazmıştı.