Derviş Orhan

Derviş Orhan
@_Kalender_
Sükut gibi münzevi, çığlık gibi hür !
İnşaat Mühendisi
Lisans
İzmir
İstanbul, 25 Mayıs
44 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
10/10
·400 syf.··
2023 1. kitabı
Cumhuriyet'in 100 GünüCumhuriyet'in 100 Günü Bu kitaplar ilk çıktığında acaba ESG çizgisini bozup fazla mı popülizme kaydı diye düşünmüştüm çünkü kitaplar aşırı popülist vibe'ı vermişti. Fakat ESG yine önceki kitapları kalitesinde bir eser bırakmış. Cumhuriyetin kuruluş öyküsünü II. meşrutiyetin ilanından başlayarak, ideolojik ön yargılardan uzak gözlemci bir şekilde anlatmış. Özellikle bu dönem ülkenin kurucu isimlerini barındırdığı için tarafsızlıktan uzak bir tarih anlayışının hakim olduğu bir dönem. Türk tarihinin en dikkatli okunması gereken dönemini okullarda bir oldu-bittiler serüveni veya iyilere karşı kötüler şeklinde öğrendik. Bu taraflılık yeni doğan bir cumhuriyette anlaşılabilirdi belki ama biz bu yanlış tarih öğretisine halen daha (belki renk değiştirerek) devam ediyoruz. ESG yine diğer bütün kitaplarında yaptığı gibi bu süreci sebep-sonuç zincirleriyle, dönemin şartlarını düşünerek ve belki de en önemlisi karakterlerin ruhunu ve toplumun dinamiklerini de denkleme dahil ederek anlatmış. Fakat bu detaylı bir kitap değil, Cumhuriyet tarihine merak salanlar için güzel bir başlangıç kitabı olabilir. Olaylara nasıl bakılması gerektiğini ve neleri okumak gerektiğini bu kitaptan öğrendikten sonra yola devam edilebilir.
Tarih
Cumhuriyet'in 100 GünüEmrah Safa Gürkan · Mundi Yayınları · 20231,011 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·150 syf.··
2021 7. kitabı
"Savaş, insanlığın kaybolan cennetidir." Demişti İranlı bir general. Savaşın kaybolup kaybolmadığını veya cennet olup olmadığını geçelim. Fakat muhtemelen o general bu cümleyle; savaşın insanın limitlerini zorlayıp kırıp geçtiğini, insan aklı ve bedenini en zor sınavlardan geçirip hayatları boyunca unutamayacakları bir ders verdiğini kastetmiştir. Bu ders insanı en çok olgunlaştıran, bilgeleştiren derstir. Bir yandan da savaş, insanı fabrika ayarlarına döndüren bir olay. Savaş bir başladı mı; insanlar, topraklar arasındaki sınırlar silinmeye başlar. Tanımlamalar, sosyal statüler karmakarışık olur. Para değersizleşir, pul olur. İnsanı insan yapan şeyler lüksleşir, konfor alanları yok olur.Ahlaki kurallar gevşedikçe gevşer. Cephede de cephe gerisinde de insan, karnını doyuran, uyuyan ve uyandığında da yaşamak için öldüren bir canlıdır artık,bir hayvandan farksızdır. Nazlanacak, şımaracak kimsen yoktur. Tutunacak dal olarak anıların, umutların ve hayallerin kalır sadece. Sultanmurat da savaşın tüm bu sonuçlarına katlanmak ve erken büyümek zorunda kalmış bir çocuk. Şimdi cephede aylardır haber almadığı babasıyla savaş öncesinde geçirdiği günlerin hatırası aklında. Aşık olduğu sınıf arkadaşı Mirzagül Bikeş ile bu kara günlerden sonra buluşup öpüşme hayalleri kalbinde. Babasının bir gün cepheden dönmesi ve kardeşi Hacımurat ile beraber atları Çabdar'a binip onu karşılamak umudu ise ruhunda, o çok zor coğrafyayla mücadele ediyor. Onun hikayesi kitaplara, türkülere konu olabilecek asil bir hikaye fakat bir de madalyonun diğer yüzü var. Belki savaşın getirdiği boşluktan, asayişsizlikten yararlanarak kötü niyetlerini besleyen belki de savaşın getirdiği yıkım ve çaresizlikle doğruyu yanlışı unutan başkaları. Cengiz Aytmatov savaşın, kaderin
Edebiyat
SultanmuratCengiz Aytmatov · Ötüken Kitapları · 20176,4bin okunma
8/10
·390 syf.··
2019 60. kitabı
Plevne savaşını anlatan epik bir kitap. Bir nevi bir macera romanı, tamamen savaşın kendine odaklanmış. Kitapta çok derin anlamlar çıkarılacak fazla malzeme olmasa da, savaşı tamamen tek taraflı anlatmaması Rusları da işin içine katması gayet güzel. Savaş filmi izlemeyi seven, geçmişte savaşların nasıl olduğunu merak edenler zevkle okuyacaktır. Ayrıca bu kitabı okurken birçok kez Şu Çılgın Türkler'i okur gibi hissettim,ona çok benzer bir üslupta yazılmış bence. Kitabın sonunda da savaş hattının bir haritası var. Böylelikle sayısız isim arasında kaybolmuyorsunuz.
Tarih
PlevneMehmed Niyazi · Ötüken Neşriyat · 2023414 okunma
Efransiyab'ın Hazinesi
8/10
·245 syf.··
2021 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2021 00:40
Yaşadığımız dönem herkesin tüketmeye, aşırı aşırı tüketmeye alıştığı; üretkenliğimizin azaldığı bir dönem. Üretken insan sayısı günden güne azaldığı gibi yapılan üretimler de hızlıca tüketmeye yönelik. Fakat özellikle altını çizmemiz gereken önemli bir husus hayal gücümüzün günden güne zayıflaması denebilir. Masallar, mitler, efsaneler, halk hikayeleri vs. bütün bunlar neredeyse üretimden kaldırıldı. Modern edebiyattan sayılan romanların bile kalitesi tartışılır,eski kitaplardaki tat, derinlik kolay kolay bulunmuyor. Fakat bütün bu 21. yüzyıl klişeleri altında hala çok rafine bir kafa yaşayan, acayip bir adam İhsan Oktay Anar. Hiçbir kitabında yapmadığı gibi bu kitapta da gerçek hayata bir ayna tutmuyor, fotoğraf çekmiyor. Dünyada gördüklerinden ilham alarak Van Gogh misali resimler çiziyor. Tabi onun tuvali kağıtlar, fırçalarıysa kalemi.            Bu kitapta da sanatını iki karakter üzerinden icra etmiş : Cezzar dede ve Ölüm. Cezzar dede'nin canını almak için gelen Ölüm, bir oyun oynamaya karar veriyor; iki tarafın da kazanacağı bir oyun : Hikaye anlatma oyunu. Ölüm, canını almak için Uzun İhsanı ararken başlıyorlar birbirlerine hikayeler anlatmaya. Korku, din, aşk ve cennet temalı hikayelerde ve aralardaki diyaloglarda yine Anar'ın diğer kitaplarındaki temel soruyu, "varoluşun sırrını" çözmeye çalışıyorlar. Fakat bu sefer ana konu cennet. Kitap boyunca gezdikleri mahallelerin isimleri Cennetin yedi kısmının isimleri. Yani karakterler Dante'nin İlahi Komedya'sındaki gibi bir nevi öte dünyada yolculuk yapıyorlar. Mizahi ve düşündürücü bir yolculuk.              Hikayelerdeki olaylar ve kişilerden belli anlamlar çıkarılabilir ama birçoğu sadece estetik değer taşıyor da olabilir. Beni bu düşünceye iten şey kitabın bir yerinde geçen şu söz (kelimesi kelimesine aynı
Efrâsiyâb'ın Hikâyeleriİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınevi · 20246,9bin okunma
Baba katilliği, Kardeş katilliği, Evlat katilliği
9/10
·578 syf.··
2020 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2020 19:09
Ahmet Ümit bir programda polisiyelerini Türkiye'nin tarihi ve kültürüyle ilgili yazmaya çalıştığını söylemişti.Bunun sebebini de bu konularda çok zengin oluşumuza bağlıyor. Kitaplarının satış rakamları da bu iki değeri ne kadar güzel aktardığını gösteriyor. Bu kitapta ise Ahmet Ümit bizi her romanında ilmek ilmek işlediği,herhalde avcunun içi gibi bildiği, İstanbul sokaklarının geçirdiği tarihi günlere götürüyor.Bir yandan 1452'nin mart ayında Rumeli Hisarı'na konan ilk taşla başlayan ve 28 Mayıs'ı 29 Mayıs'a bağlayan geceki son hücumla nihayete eren efsanevi kuşatmayı her yönüyle adım adım anlatırken. Bir yandan da beş yüzyıl sonra aynı İstanbul sokaklarında, bir tarihçinin sapına Fatih'in tuğrası işlenmiş bir mektup açacağıyla öldürülmesini konu alıyor. Cinayeti bulandıran ise bu tarihçinin ölmeden önce Fatih'in bir suikaste kurban gitmiş olma olasılığını araştırıyor oluşu.Ki bu olasılık gerçekten de tarihçilerin üzerinde durduğu bir şey, Sultan Çayır'ında sefer yolundayken bir anda ölen Fatih.Hem de hiçbir ölümcül hastalığı yokken.Zehirlendi mi? Zehirlendiyse kim tarafından ve neden zehirlendi ? Papalık mı (Fatih'in ölümünden sonra Roma'da 3 gün bayram ilan edilmiş) ? Memlükler mi (Osmanlı o dönem Mısır Sultanlarıyla rekabet içerisindeydi) ? Yoksa ulema ve bir takım vezirleri arkasına alan oğlu Bayezid mi (Tahta geçer geçmez Fatih'in birçok icraatını silmiştir) ? İktidarın kanlı oyunu Türk tarihinin en önemli simalarında biri üzerinde de mi oynandı ? Eğer öyleyse bunun ortaya çıkması milli tarihimize zarar verir mi ? Vs vs. Kitap bu ve benzeri sorulara kafa yorarak tarih ile insan,toplum ve iktidar psikolojisini bol bol sorguluyor.Bunu bazen dünyaca ünlü tarihçilerle yapılan söyleşi ve gezilerde, bazen cinayeti çözmeye çalışan Nevzat Başkomiserin sorgulama
Tarih
Sultanı ÖldürmekAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202124,6bin okunma