Üretici yerine tüketiciyi korumayı hedefleyen Osmanlı yöneticilerinin amacı,merkantilist Avrupa'dakilerin tam aksine, karı değil pazardaki malı bollaştırmaktır.
Ticaretin getirdiği rekabetçi anlayış ve kar saplantısının, toplumun statik dengesini bozacağını düşünen Osmanlı yöneticileri fahiş karları denetleyici önlemler alırken, halk arasında da aşırı kar etmek başkalarının hakkını yemek gibi algılanmıştır.Loncalardan en sık gelen şikayetin, üyelerden birinin aşırı zenginleşmesine dair olmasının yanı sıra, tüccar demek olan bezirgan ve madrabaz gibi kelimelerin zamanla aldığı negatif anlam, hep sermaye oluşumunu engelleyen bu antikapitalist zihin tezahürüdür.
Bir zamanlar Osmanlıların duraklaması onaltıncı yüzyılın sonlarına, gerilemesi ise 1699 Karlofça Antlaşması'na kadar geri götürülmekteydi; ancak,günümüzün tarihçileri Osmanlılar ile Avrupalılar arasındaki makasın belirgin bir şekilde onsekizinci yüzyılın sonuna kadar açılmadığı kanaatinde.
Osmanlıların Sanayi Devrimi'ni niye yakalayamadıkları sorunsalı da Batı dünyasının ekonomi, siyaset ve toplumunu kökünden değiştiren bir sürecin ürünüdür.Tüm bunlar, bir iki hata ile açıklanabilecek şeyler değildir.