Aşk kitabı sandınız değil mi?
Değil işte...
Ah Önyarılarımız...
işte konu da burada başlıyor zaten.
Annesini küçük yaşta kaybeden kahramanımız josephıne. Babası tarafından istismar edilen. Babam beni unutsun diye dua eden...
Josephıne başından geçenlerin 9 bölüm ve sonrasında anlatıldığı kitapta ilk bölümlerde sıkıldım diyebilirim. Öyle ki erkeklere karşı oluşturduğu algı beni bile rahatsız etti. Hangi erkekle karşılaşsa ondan faydalanmaya çalışması, yoldan geçen erkekler bile sanki josephine in güzelliğinden etkilenmiş ,faydalanmak istiyormuş algısı yarattımış yazar. Gereksiz uzatılan kısımlar buralar olmuş diyebilirim.
Aslında tıp fakültesi öğrencisi olmasına rağmen erkek arkadaşı okulu bırakmasını isteyince ailesinden habersiz okulu bırakıyor ve sonrasında malüm sonla karşılaşıp ayrıldıklarında ortada kalıyor josephin.( ki bu kısımlarda çok kızdım kendisine) Sokaklara düşüyor evsiz kalıyor. İş bulamıyor vs..( bu kısımlar türk filmi havasında ilerledi)
Asıl konu tarfık kazası geçirip hastanede gözlem altına alınması ile başlıyor. Bundan sonrası benim için merakımın hep uyanık kaldığı bölümlerdi.
Bay A ile karşılaması ve josephine hayatinin değişmeye başlandığı bölümler oldu ve olayların akışı bir anda değişti.(spoiler vermemek için kısa kesiyorum) . Son kısımlarda BayA nın mektubu çok duygusal geldi bana.
Bir gün yolda karşılaştığımız, yanımızdan öylesine geçen birinin hayatımızı değiştirebilecek kişi olduğunu hiç düşündünüz mü? Ya da ne bileyim bazı şeyler için geç kaldığınızı sonradan anladığınız olmadı mı hiç?
Bunu anlatmış işte merrylis taylor. Birileri ile konuşurken önyargılarınızı bir kenara itin, duyduklarımız her zaman anladıklarımız olmaya bilir demek istemiş. Bir de çocuklar hep annelerine sarılıp