Fakat doymak bilmeyen bir tutkunun yeşil tohumu, ne doğuya ne de batıya egemen şiddetli bir fırtına, alev alev yanmış bir gezegenin afallamış bir parçası olan ben neden buradayım, ey Tanrım?
Duyun Ozanın sesini!
Görür o Şimdiyi, Geçmişi, ve Geleceği İşitmiştir kulakları,
Kutsal Sözü,
Eski ağaçlar arasında yürüyen.
Tökezleyen ruhu çağıran
Ve akşam çiyinde ağlayan:
Gücü yeter onun hükmetmeye
Yıldızlı kutba:
Ve düşen düşen ışığı yenilemeye!
Ey Dünya Ey Dünya geri dön!
Yüksel çiy düşmüş çimenden;
Gece bitkin,
Doğuyor gün
Uyuşuk bir kütleden.
Dönüp gitme bir daha:
Neden dönüp gidesin ki
Bu yıldızlı zemin
Bu sulu sahil
Gün doğumuna kadar sana verildi.